BASIN AÇIKLAMASI - 1 KASIM 2016 (01.11.2016)


Bu Haberi

Bu Haberi

Tweetle





BASINA VE KAMUOYUNA;

Gerek ülkemiz gerekse bölgemizde yıllardır yaşanan savaş, terör ve şiddet yanında 15 Temmuz darbe kalkışması gibi ağır koşulların varlığı, iç barışın sağlanamamış olması karşısında toplumsal uzlaşıyı sağlamak ve birlikte yaşama arzusunu öne çıkarmak zorundayız.

Son yıllarda savunma hakkı, yargı bağımsızlığı ve demokratik hukuk devletinin diğer ilkeleri ile birlikte özgürlüklerin de kısıtlamalara tabi tutulduğunu her platformda her fırsatta söyledik, dillendirdik.  15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra tüm Barolar, Odalar ve tüm STK lar, siyasi partiler ve toplumun her bireyi gösterdiği tutum ile ülkemiz, hukukumuz ve demokrasimiz açısından büyük bir şanstı. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu şansın Kanun Hükmünde Karanameler eliyle kötüye kullanılmaya başladığını görmekteyiz. Olağanüstü Halin ilan edildiği günden bugüne çıkarılan KHK ve yapılan kötü uygulamalar ülkemizin hukuk ve demokrasiden uzaklaşmasını sağlamıştır.

OHAL süresince yayınlanan ve yine bu süreçle sınırlı olarak uygulanması gereken KHK lerin kalıcı hale gelmesi, özensizce ve hukuka aykırı yapılan bir çok düzenleme kişi ve kurumlarda ağır ve telafisi güç zararlara ve hak ihlallerine yol açmıştır. Bu bağlamda 29 Ekim 2016 günü yayımlanan 675 ve 676 sayılı KHK ler Adil yargılanma ve Savunma hakkı, Hukuk güvenliği, Hak ve Adalete erişimi ortadan kaldıran düzenlemeleri içermektedir. Hukuka aykırı bu düzenlemelerin ortadan kaldırılarak ülkemiz içinde gerekli güven ortamının tesisi ertelenmeyecek önemli bir beklentidir.

Özellikle savunma hakkına ve savunma mesleğine yönelik olarak; Avukatın darbe ve terör suçlarından yatan kişilerle yapacağı görüşmeler hakim kararıyla teknik cihazlarla sesli ve görüntülü olarak kaydedilmesi, görüşme esnasında 3. kişilerin hazır bulundurulması, hükümlü ve avukat görüşmelerinin örgütlere talimat içerdiği gerekçesesi ile sonlandırılması ve bu durumdaki hükümlünün avukatlarıyla görüşmesinin 6 ay süreyle yasaklanabilmesi, bu süre içerisinde ifade alınmaması,  sanığın gösterdiği veya duruşmaya getirdiği tanığın  mahkemelerce davayı uzatmak amacıyla olduğu gerekçesi ile reddedilebilmesi, zorunlu müdafinin duruşmada olmaması veya mazeretsiz olarak duruşmayı terki halinde duruşmaya devam olunabilmesi, kovuşturmada en fazla 3 avukatla sanığın veya şüphelinin temsili, Cumhuriyet Savcılığı’nca şüpheli veya sanıkla görüşmenin kısıtlanabileceği, terör suçlarından yargılanan veya soruşturulan şüpheli ve sanığın avukatı hakkında, aynı suçlardan soruşturma veya dava açılırsa avukatlık görevinden yasaklanmasına olanak sağlanmıştır. Kuşkusuz tüm bu düzenlemelerden en önemlisi, şüpheli ve sanıklarla savunmanın temsilcisi avukatı özdeşleştiren KHK düzenlemeleridir. Bu durum Adil yargılanma hakkına açık aykırılık teşkil etmektedir. Hangi nedenle olursa olsun adalete erişim hakkının kısıtlanması kabul edilemez bir durumdur.

Savunma hakkının KHK ile kısıtlanması, zorlaştırılması ancak ve ancak PKK, FETÖ/PDY ve benzeri terör yapılanması içerisindeki gerçek faillerin işine yarayacağı gibi yargının tarafsızlık ilkesini yaralayacağı da muhakkaktır. Adil Yargılanma hakkının ihlali niteliğindeki bu düzenlemeler yargıya olan güveni azaltacağı gibi PKK, FETÖ/PDY ve benzeri terör yapılanmasına yönelik davalarda gerçek suç faillerine verilmesi muhtemel cezaları da tartışılır hale getirecektir.

KHK ile binlerce kamu görevlisinin görevden ihracı, ihraçlar karşısında, savunma hakkına özen gösterilmemesi, yargı yolunun tartışmalı biçimde kapatılması, insanların itibarsızlaştırılmama, lekelenmeme haklarının bulunduğu gerçeğinin unutulması karşısında AİHM Sözleşmesi’nin 6.maddesinde belirtilen Adil Yargılanma hakkına ilişkin kriterlere uyulmamasının sonuçları yargıya, adalete ve hukuk devletine ilişkin güven azalımını hızlandıracaktır.

Diğer taraftan KHK ile parlamenter sistemin devre dışı bırakılarak, kuvvetler ayrılığının fiilen tadili ile yürütme erkinin olağanüstü yetkilerle donatılmış olması ve denetimden bağışık tutulması da demokrasinin özüne aykırıdır. Rektör atamalarının KHK ile YÖK ün gösterdiği üç aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından yapılacağının kabulü halinde bilim özgürlüğünün, demokratik ve özerk üniversite beklentisinden uzaklaşılması sonucu doğacaktır. Tüm bunlarla birlikte siyasal iktidarı eleştiren her yazılı ve görsel basın kuruluşu, yöneticileri ve basın emekçilerinin de PKK, FETÖ/PDY ve benzeri terör örgütleri ile ilişkilendirilmesi ve basın kuruluşlarına el konulması,  kayyum atanması ve hatta kapatılması, yine eş zamanlı olarak basın mensupları hakkında gözaltı ve tutuklama kararlarınının havada uçuşmasının basın özgürlüğünü yaralayıcı izleri de yıllarca silinmeyecektir. Bu durumun son örneği daha dün, adını yaşıt olduğu Cumhuriyetimizden alan gazeteye, gazetenin yöneticilerine, yazarlarına ve hatta avukatına yönelik yapılan arama, gözaltına alma ve yakalama kararlarıdır. Yine basından öğrendiğimiz kadarı ile gözaltına alınan basın mensupları hakkında 5 gün süre ile avukatları ile görüşmelerinin yasaklanmıştır. OHAL kapsamında çıkarılan ve savunma hakkını kısıtlayan düzenlemelerin yayımı üzerinden henüz bir gün geçmeden sıcağı sıcağına Cumhuriyet Gazetesi ve mensuplarına yönelik uygulanmış olması da endişelerimizi son derece arttırmaktadır.

Toplumun birlikte yaşayabilmesini düzenleyen tek şey hukuktur. Kamu yönetiminde de aslolan hukuka bağlılıktır. Çağımızda Evrensel Hukuk kurallarına, Uluslarası Sözleşmelere, Anayasaya, temel insan haklarına ve yürürlükteki kanunlara aykırı olan uygulamalar için ısrarcı olmak kabul edilemez bir durumdur. Henüz toplumun hafızasından 12 Mart ve 12 Eylül uygulamaları silinmemiştir. Aynı yanlışlara bir daha düşmeden, bu zor günlerde Hukukun hepimiz için vazgeçilmez olduğu ve gerekli olduğunu hatırlatmakta yarar görmekteyiz.

KHK ile yaratılan olağanüstü duruma karşı insan haklarını, hukuku, demokrasiyi savunmak tüm avukatların ve baroların görevidir. Bu nedenle tüm duyarlı kesimleri hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı durmaya ve birlik olmaya çağırıyoruz. 01.11.2016


Gürkan Altun
Bursa Barosu Başkanı




 
 

BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI - İLETİŞİM BİLGİLERİ - 444 50 99
Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi Adalet Sarayı G-Blok Kat:1 Osmangazi / BURSA
Telefon (0224) 272 11 94 – 251 66 06
Faks (0224) 251 62 49
E-Posta baro@bursabarosu.org.tr
CMK Servisi - Telefon (0 224) 272 50 44 – 272 50 67
Adli Yardım Servisi - Telefon (0 224) 223 28 23