BASIN AÇIKLAMASI - 23 KASIM 2016 (23.11.2016)


Bu Haberi

Bu Haberi

Tweetle


BASINA VE KAMUOYUNA - 23.11.2016

Ülkemizde Son yıllarda savunma hakkı, yargı bağımsızlığı ve demokratik hukuk devletinin diğer ilkeleri ile birlikte özgürlüklerin de kısıtlamalara tabi tutulduğu, gerek yasal düzenlemeler gerekse de fiili uygulamalarla savunma mesleğinin icrasına yönelik olarak engellemelerin hiç olmadığı kadar attığı bir gerçektir. 15 Temmuz  darbe kalkışmasından sonra ise Olağanüstü Halin ilan edilmesini müteakip çıkarılan KHK ve yapılan uygulamalarla ülkemizde Hukuk Güvenliği adeta ortadan kaldırılmış,  adil yargılanma hakkı, savunma hakkı ve savunma mesleğinin icrasını kısıtlayan düzenlemeler yapılmıştır.  

Gerek 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu, gerek 667 sayılı KHK’da temel hak ve hürriyetleri ilgilendiren düzenlemelerin Anayasa’da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde temel hak ve hürriyetlere ilişkin yazılı olan güvenceleri askıya aldığı ortadadır. Ancak Anayasa'nın 15. maddesi bu askıya almaya şu hükmüyle izin vermektedir:

“Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlikenin ortaya çıkması halinde Söz konusu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin tedbirin sınırlamalarını da içeren 15. Maddesinde de

‘ Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.’  düzenlemesi bulunmaktadır.

Dolayısıyla daha önce Kamuoyu ile paylaştığımız üzere OHAL süresince yayınlanan ve yine bu süreçle sınırlı olarak uygulanması gereken KHK lerin kalıcı hale gelmesi, hukuka aykırı yapılan bir çok düzenleme kişi ve kurumlarda ağır ve telafisi güç zararlara ve hak ihlallerine yol açmıştır

Bu bağlamda 29 Ekim 2016 günü yayımlanan 675 ve 676 sayılı KHK ler ile Adil yargılanma ve Savunma hakkı, Hukuk güvenliği, Hak ve Adalete erişimi ortadan kaldıran düzenlemeler yapılmıştır. 675 ve 676 sayılı KHK ile avukatın müvekkili ile yapacağı görüşmelerin teknik cihazlarla sesli ve görüntülü olarak kaydedilmesi, görüşme esnasında 3. kişilerin hazır bulundurulması, hükümlü ve avukat görüşmelerinin örgütlere talimat içerdiği gerekçesi ile sonlandırılması, zorunlu müdafinin duruşmada olmaması veya mazeretsiz olarak duruşmayı terki halinde duruşmaya devam olunabilmesi, kovuşturmada en fazla 3 avukatla sanığın veya şüphelinin temsili, Cumhuriyet Savcılığı’nca şüpheli veya sanıkla görüşmenin kısıtlanabileceği, terör suçlarından yargılanan veya soruşturulan şüpheli ve sanığın avukatı hakkında, aynı suçlardan soruşturma veya dava açılırsa avukatlık görevinden yasaklanmasına olanak sağlanmıştır. Şüpheli ve sanıklarla savunmanın temsilcisi avukatı özdeşleştiren, adil yargılanma hakkına açık aykırılık teşkil eden bu KHK düzenlemeleri kabul edilemez olduğunu  daha önce Kamuoyuna duyurmuş, Savunma hakkının KHK ile kısıtlanmasının, zorlaştırılmasının terör yapılanması içerisindeki gerçek faillerin işine yarayacağı gibi yargının tarafsızlık ilkesini yaralayacağına yönelik kaygımızı paylaşmıştık.

Son yıllarda  Avukatlara yönelik olarak mesleki faaliyetleri nedeniyle yapılan soruşturma, kovuşturma,  gözaltı ve tutuklamaların hiç olmadığı kadar arttığı bir gerçektir. 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra da bir çok avukat mesleki faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınmış, bir kısmı adli kontrol veya bihakkın serbest bırakılmasına rağmen bir kısmı halen tutuklu olarak yargılanmaktadır. Son olarak da önce 11 Kasım 2016 günü akşam saatlerinde İçişleri Bakanlığı’nın talimatı ve Valiliklerin Kararı ile içerisinde Çağdaş Hukukçular Derneği'nin de bulunduğu 370 derneğinin faaliyetlerinin OHAL Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca 3 ay süreyle durdurulduğu duyurulmuştu. Biz tam da Çağdaş Hukukçular Derneği Bursa Şubesinin valilik kararı ile faaliyetlerinin durdurulmasına dair Valilik kararına yönelik açıklama yapmaya hazırlanırken bu defa 21.11.2016 gecesi 677 sayılı KHK ile içerisinde Bursa'da faaliyet gösteren hukuk dernekleri olan Çağdaş Hukukçular Derneği ve Bursa Ahenk Hukuk Derneği'nin de bulunduğu onlarca hukuk derneğinin de hiçbir gereçeye yer verilmeksizin kapatıldığını üzülerek öğrendik.

Avukatlara , Barolara ve  Hukukçu derneklerine yönelik bu baskıların  esasen savunma hakkına , adil yargılanma  hakkına ,  halkın hak arama özgürlüğüne ve nihayetinde Hukuk Devletine ve demokrasimize yönelik olduğu açıktır.

KHK ile yaratılan olağanüstü duruma, avukatın mesleğinin icrası nedeniyle karşılaştığı engelleme ve kısıtlamalara karşı durmak, hukuku savunmak Avukatların ve avukatların örgütlü güçleri olan Baroların, özelde de Bursa Barosu'nun görevidir.

Bu nedenle tüm kamuoyunu hukuksuzluğa karşı durmaya, birlik olmaya ve duyarlılığı arttırmaya çağırıyoruz. 23.11.2016

Av.Gürkan ALTUN
Bursa Barosu Başkanı

 

 


 
 

BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI - İLETİŞİM BİLGİLERİ - 444 50 99
Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi Adalet Sarayı G-Blok Kat:1 Osmangazi / BURSA
Telefon (0224) 272 11 94 – 251 66 06
Faks (0224) 251 62 49
E-Posta baro@bursabarosu.org.tr
CMK Servisi - Telefon (0 224) 272 50 44 – 272 50 67
Adli Yardım Servisi - Telefon (0 224) 223 28 23