BASIN AÇIKLAMASI - 12.12.2016 - DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ (12.12.2016)


Bu Haberi

Bu Haberi

Tweetle




BASINA VE KAMUOYUNA
DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ
12.12.2016

İkinci Dünya savaşının, dünya hakları ve insanlık için yıkıcı sonuçlar meydana getirmesinden sonra ilk olarak 1945 yılında Birleşmiş Milletler kurulmuş ve ardından, dünyada savaşların azalması ve ortadan kalkması, dünya barışının kalıcı olarak sağlanabilmesi için 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletlerce İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edilmiştir.

Her yıl, bildirinin kabul edildiği 10 Aralık tarihi dünyada ve ülkemizde insan hakları günü olarak kutlanmakta olup, bizde bugünün önemi ve insan haklarına verdiğimiz değeri ortaya koymak için sizlerle bir aradayız.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile, ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin tüm insanların doğuştan sahip olduğu temel hak ve özgürlükler güvence altına alınmış olup, bildiriyi imzalayan ülkeler de bu hak ve özgürlüklerin teminatını kendi anayasa ve mevzuatlarında yer vererek, insan haklarının korunması ve gelişimi noktasında sorumluluk altına girmişlerdir. İnsan hakları, kişiyi hür, onurlu ve özgür biçimde yaşatacak kurallar bütünüdür.

Bildiride yer alan ve bugün en temel insan hakkı olarak sayabileceğimiz haklar yaşam ve özgürlük hakkı olup, sağlık, eğitim, yiyecek, barınma ve toplumsal hizmetlerde içinde olmak üzere sağlığına ve esenliğine uygun bir yaşam düzeyine kavuşma, yasanın koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma, barışçıl amaçlar için toplanma ve dernek kurma, evlenme, mal mülk edinme, çalışma ve işini seçme özgürlüğü, din, vicdan, düşünce ve anlatma özgürlüğü bildiride yer alan diğer temel insan haklarıdır.

Temel çerçeve ile insan hakları bildirgede tanımlanmış olmasına ve imzalayıcı ülkelerin bu hakların korunması ve geliştirilmesi konusunda sorumluluğunun bulunmasına rağmen ne yazık ki ülkemizde ve dünyada insan hakları ihlallerinin önüne geçilememekte, hakların korunması noktasında çaba gösterilmemektedir.

Yaşanan savaşların, insan kayıplarının ve büyük insan hakları ihlallerinin ortadan kalkması amacıyla bildirinin imzalanmasına rağmen, savaşlar devam etmekte, masum vatandaşlar öldürülmekte veya vatanlarından edilmektedir.

Ne yazık ki Türkiye’de de, insan hakları ihlallerinin önüne bir türlü geçilememekte, onurlu bir yaşam sürme mümkün gözükmemektedir.

Ülkemizde kadına karşı şiddetin ve aile içi şiddetin bir türlü önlenememesi, çocuk istismarının önüne geçilememesi, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü alanlarında gün geçtikçe çağın gerisine düşülmesi, cezaevlerinde yaşandığı iddia edilen işkence iddiaları, adil yargılanma ve adalete erişim noktasında sıkıntılar bulunması, eğitimin ve sağlığın medeni ülkelerin gerisinde kalması gibi en temel insan hakları hiçe sayılmakta ve bunları düzeltici adımlar atılmamaktadır.

Her ne kadar yapılan mevzuat çalışmaları ile hukuki anlamda Türkiye insan haklarına önem veren bir ülke gibi gözükse de, mevzuat anlamında halen bir çok eksiklik bulunduğu gibi keyfi uygulamalarla da, insan hakları çabaları sonuçsuz kalmaktadır.

Son yılların verilerine göre, insan hakları ihlalleri konusunda Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde en çok başvuru alan ikinci ülke konumunda olup, ne yazıktır ki, bu başvuruların %90’ı Türkiye aleyhine sonuçlanmaktadır.

Benzer biçimde içinde bulunduğumuz ve bitmeyecek gibi gözüken olağanüstü hal durumu sebebi ile çıkartılan KHK’larla, insan hakları askıya alınmış, suça karışmamış ve OHAL’le doğrudan ilgisi bulunmayan vatandaşlarımızın da insan hakları, yöneticilerin tasarrufuna bırakılmıştır.

Çıkartılan KHK’lar sonrası TBMM devre dışı bırakılmış, görevden alınan hakim ve savcılarla yargı bağımsızlığının önüne geçilerek kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmıştır. En temel haklardan olan Kişilerin adil yargılanma ve Savunma Hakkı sınırlandırılmış, muhalif dernek ve basın kalıcı olarak kapatılmış, yöneticileri, milletvekilleri tutuklanmış, her türlü toplantı ve etkinlikler yasaklanmıştır.

İnsan haklarının, temel hak ve özgürlüklerin tek güvencesi, demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir. Hukuk devletinin de belirleyici özelliği, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığıdır. Bursa Barosu olarak, hukukun üstünlüğünü, demokratik, laik, sosyal hukuk devletini, yargı bağımsızlığını savunmaya devam edeceğiz.

Olması gereken gerek teori gerekse pratik anlamda, insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması, insanın onurlu, eşit ve özgür bir yaşam sürmesinin sağlanması için gerekenden fazla özverinin gösterilmesidir.

Bu doğrultuda, biz Bursa Barosu olarak, her zaman insanı temel alarak, insan haklarının büyük bir savunucusu olduğumuzu belirtir, insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması için tüm çabayı gösterdiğimizi ve göstereceğimizi de belirtiriz.

Bu düşüncelerle, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları gününü kutlar, hak ve özgürlüklerin egemen olduğu, aydınlık ve çağdaş yarınlar dileriz.

Bursa Barosu
İnsan Hakları Komisyonu










 
 

BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI - İLETİŞİM BİLGİLERİ - 444 50 99
Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi Adalet Sarayı G-Blok Kat:1 Osmangazi / BURSA
Telefon (0224) 272 11 94 – 251 66 06
Faks (0224) 251 62 49
E-Posta baro@bursabarosu.org.tr
CMK Servisi - Telefon (0 224) 272 50 44 – 272 50 67
Adli Yardım Servisi - Telefon (0 224) 223 28 23