BASIN AÇIKLAMASI - 25.07.2017 - İŞ MAHKEMELERİ KANUNU (25.07.2017)


Bu Haberi

Bu Haberi

Tweetle


BASIN AÇIKLAMASI
"İŞ MAHKEMELERİ KANUNU"
25 Temmuz 2017

Basına ve Kamuoyuna;

Tam 1 yıldır yaşadığımız OHAL süreci fırsat bilinerek, kamuoyunda yeterince tartışılmadan, tarafların görüşleri ve önerileri dikkate alınmadan çalışma yaşamında da esaslı değişimler yapılıyor ve yapılmak isteniyor. Daha geçen yıl “kiralık işçilik” gibi esnek ve güvencesiz çalıştırma modellerinin hayata geçirilmiş olmasının yanı sıra, yoğun itirazlara rağmen kıdem tazminatı fonu da sürekli gündemde tutulmaya çalışılmaktadır. Yine, memurun iş güvencesinin kaldırılması gerektiği yönündeki söylemler, OHAL gerekçesiyle Bakanlar Kurulu kararlarıyla yasaklanan grevler, gerekçesiz işten çıkarmalar, işçi sağlığı ve iş güvenliğine dair bir kez daha ertelenen yükümlülükler de cabasıdır.

Tüm bunlar göstermektedir ki, çalışanların Cumhuriyet döneminin başından beri yoğun uğraş ve ödenen bedellerle elde ettikleri kazanımları, sermayenin korunup kollanması adına son dönemlerde birer birer kaybedilmektedir.

İşçilerin aleyhine olabilecek önemli gelişmelerden biri de geçen ay TBMM’ne gönderilen ve geçen hafta da komisyonda kabul edilerek meclis genel kuruluna sevk edilen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı’dır.

Adalet Bakanlığı tarafından yine torba yöntemiyle hazırlanmış olan İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı’yla iş mahkemelerinde açılan dava sayısının azaltılmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Fakat açılan dava sayılarını azaltmak için belirlenmiş yöntemlerin adaleti zedeleyici, hakka ulaşmayı zorlaştırıcı olmaması gerekir. Açılan dava sayılarını azaltmak için dava açma koşullarını zorlaştırıcı, hak kaybı yaratacak kanuni düzenlemeler yapılmamalıdır. Bunun yerine mağdurun dava açma gereği duymadan da hakkını almasını sağlayıcı/kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmalıdır.

İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı; birçok işçilik alacakları yönünden zamanaşımı sürelerinin yarı yarıya düşürülmesi, birçok dava türü bakımından yerel mahkeme kararına karşı Yargıtay’a temyiz başvurusu hakkını ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca, iş akdi fesih edilen işçinin haklarının tespiti açısından iş müfettişi incelemesi yolu kapatılması ve işe iade davalarının ileriye uzanan etkisinin sona erdirilmesi gibi hak kaybı yaratacak çok sayıda düzenleme içermektedir. Şüphesiz bu tasarının en sıkıntılı kısmı iş uyuşmazlıklarında “Zorunlu Arabuluculuk” uygulamasına geçiliyor olmasıdır.

Tasarı bu şekliyle kanunlaşırsa, işçi artık alacaklarının tahsili için işverene dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunda kalacak ve bu yolla işverenle uzlaşmaya zorlanacaktır. Arabuluculuk esasen hukuksal uyus¸mazlıklarda alternatif çözüm yöntemi olup, taraflar da isterlerse alternatif olarak bu çözüm yolunu tercih edebilirler. 2012 yılında hukukumuza sokulduğunda gönüllülük esasına dayalı alternatif çözüm sistemi diye tanıtılan arabuluculuk uygulaması, şimdi ise zorunlu hale getirilerek kendi özüyle de çelişen bir zorlamaya dönüştürülmektedir.

Arabuluculuk, hak temeline dayalı yargı sistemine karşılık, menfaat sistemine dayalı iradi bir sistemdir. İş yargısının en temel özelliği ise kamu hukuku niteliğinde olmasıdır. İşçilik hakları sadece bireysel bir alacak niteliğinde olmayıp, bu hakların birçoğu aynı zamanda toplumsal sonuçları da olan kamusal nitelikli haklardır. İş hukuku, bireysel menfaatleri gözetmez, çalışarak elde edilen kamusal nitelikli hakları korur. Bu nedenlerdir ki, iş hukukunu düzenleyen kanun ve kurallar, güçlü konumdaki işverene karşı, emredici kurallarla, işçi lehine yorum ilkeleriyle, işverene yüklediği ispat külfetleriyle güçsüz durumdaki işçiyi korur. Tasarıdaki haliyle zorunlu arabuluculuk uygulamaları ise, niteliği gereği iş yargısı tarafından korunmaya alınmış bu hakların ortadan kaldırılmasına neden olabilecek, suiistimale oldukça açık, güvencesiz ve korunaksız bir uygulama alanı yaratacaktır. Haklarının ödenmediğini iddia eden ve bir an evvel yargı gücüyle haklarına ulaşmak isteyen bir işçiyi işverenle aynı masaya oturtmaya zorlamak, alternatif çözüm yolu yaratmak değil, birçoğu kamusal nitelikteki haklar üzerinden işçiyi pazarlığa zorlamaktır. Üstelik tasarıda işçinin avukatla temsil zorunluluğu getirilmemiş, arabulucuya da; kamusal nitelikli hakları tanımlama, tespit etme, maddi karşılıklarını da hesaplayıp taraflara bildirme gibi hiçbir yükümlülük verilmemiştir. Tam aksine, arabulucuya kamusal hakların korunması açısından hiçbir somut ödev ve sorumluluk yüklenmemiş, anlaşmayı teşvik edercesine taraflarca anlaşma sağlanması halinde arabulucu için nisbi oranlarda ücretler belirlenmiştir.

Tasarıda, arabuluculuk anlaşmasına konu haklar yönünden dava açılamayacağı özellikle ve açıkça yazılmıştır. Tasarıdaki düzenlemeler bu haliyle, yargısal denetim geçersiz sayılan ibranamelere adeta geçerlilik kazandırmaya hizmet etmekte, temel ücretin ödenmesi, sendikal örgütlenme haklarının korunması, kanuna aykırı çalışma yasağı, emek sömürüsünün önlenmesi gibi emredici temel kuralları da etkisizleştirerek, kamusal nitelikli hakları tamamen korumasız ve denetimsiz bırakmayı amaçlamaktadır.

İş uyuşmazlıkları Avrupa Birliği’nin arabuluculuğu düzenleyen direktifinin de dışında tutulmuştur. Avrupa Hukuku’nda arabuluculuğun uygulanmasının tavsiye edildiği alanlar çoğunlukla Özel Hukuk alanlarından olan Borçlar ve Ticaret Hukuku davaları olarak gösterilmektedir. Avrupa ülkeleri arasında sadece I·talya’da, kat mülkiyeti, komşuluk hukuku, miras hukuku gibi sınırlı bazı uyus¸mazlıklarda arabulucuya bas¸vuru zorunlulugˆu getirilmiştir. Komşuluk ve akraba ilişkilerinin devamı açısından tarafların bir masaya oturması ise anlaşılır bir durumdur. İtalya’da iş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk uygulaması bir süre denenmiş, ancak hiçbir olumlu sonuç alınamaması, aksine muhakeme sürecine yük getirmesi gerekçeleriyle 2010 yılında iş uyuşmazlıklarındaki zorunlu arabuluculuk uygulamasından dönülmüştür. Ancak tüm uyarılara rağmen bizde tam tersi yapılmaya çalışılmaktadır. Birbirine eşit ve her türlü imkana sahip konumdaki özel hukuk kişilerinin çekişmelerinde veya komşuluk, akraba ilişkilerinin devamı açısından bu tür uyuşmazlıklarda taraflar zorunlu arabuluculuk uygulamasına tabi tutulmazken, en olmayacak bir biçimde pazarlık masasına işveren karşısına işçi oturtulmaya çalışılmaktadır.

İş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk uygulamasının Anayasa’nın birçok maddesine aykırı olduğu anayasa hukukçuları tarafından da dile getirilmektedir. Esasen bu yöndeki düzenlemelerin Anayasamızın “Yargı Yetkisi” başlıklı 9. maddesine, “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10. maddesine, 11. maddesinde yer alan “kanunların Anayasaya aykırı olamayacağı” hükmüne, “Temel Hakların Niteliği” başlıklı 12. maddesine, 36. maddesindeki “Hak Arama Hürriyeti”ne, Anayasanın 37. maddesindeki “Kanuni Hakim Güvencesine” 40. maddesindeki “Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması” hükümlerine aykırılıklar oluşturabileceği görülmektedir. Ayrıca birçok uluslararası sözleşmelerde de benzer düzenlemeler yer almakta ve doğrudan yargıya başvuru yolu güvence altına alınmış bulunmaktadır. Özetle, arabuluculuk, ancak dogˆrudan yargıya bas¸vuru hakkının yanında bir alternatif yol oldugˆu takdirde Anayasaya ve Uluslararası hukuka uygun olabilecektir.

Diğer yandan zorunlu arabuluculuk uygulaması hakka ulaşımı masraflı hale getirmekte, taraflara yeni maddi külfetler de yüklemektedir. Tasarıda yer alan arabuluculuk görüşmelerine katılmayan taraf açılacak davada kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi lehine avukatlık ücretine hükmedilemeyeceğine dair düzenleme de Anayasa’ya ve Avukatlık Kanunu’na açıkça aykırıdır. Bunun yanında bu zorunlu süreç nedeniyle işçinin hakkına ulaşmasını daha da geciktirecektir. Arabuluculuk prosedürünün tamamlanması, bildirim ve tebligat işlemlerinin gecikmesi gibi nedenlerle süreç 2-3 aya kadar uzayabilecek ve bu durum işçi aleyhine olacaktır.

Hasılı; bu hafta meclis genel kuruluna gelmesi beklenen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarı’yla iş uyuşmazlıklarında arabuluculuğun dava şartı haline getirilmesine karşı olduğumuz kadar, işçinin bu süreçte avukatsız bırakılmasına, iş uyuşmazlıklarının kamusal niteliği bir kenara itilerek sınırsız ve denetimsiz bir alan yaratılması çabalarına da yüksek sesle karşı çıkmaktayız. Tasarı bu haliyle; çalışma hayatını kuralsız ve denetimsiz bir alana dönüştürmeyi, yılların birikimiyle oluşturulan etkin iş yargısı denetimini işlevsiz bırakmayı amaç edinmiştir. Tasarının bu haliyle kanunlaşmasıyla birçok yeni mağdur yaratılacak, yargının piyasalaşmasına meydan verilecektir. Nitekim daha şimdiden hukuka aykırı birçok arabuluculuk anlaşma tutanakları ile karşılaşılmakta ve şu an mevzuata göre yapılan etkin yargısal denetim sayesinde bu tutanaklar hukuksuz bulunarak geçersiz sayılmaktadır.

Yapılması gerekenler;

-Bu tasarıyla işçiye dayatılmaya çalışılan zorunlu arabuluculuk uygulamasından bir an evvel vazgeçilmelidir.

-İş uyuşmazlıklarının kamusal niteliğini ve arabuluculuk sisteminin ruhuna uygun bir şekilde gönüllülük esasına dayalı arabuluculuk sistemini teşvik edici yeni adımlar atılmalıdır.

-İş ilişkisinin devamı için alternatif çözüm yolları yaratılmalı, taraflarca gönüllü olarak başlanan arabuluculuk görüşmelerine katılan işçinin avukatla temsili zorunlu hale getirilmelidir.

-Arabulucuya; iddialara göre hakları tanımlama, tespit etme ve maddi karşılıkları hesaplayıp bildirme yükümlülüğü ile kamusal nitelikli haklar ve emredici hükümler açısından anlaşma tutanaklarını denetleme ve sınırlama konusunda yetki verilmeli, aynı zamanda bu yetki ve yükümlülükler açısından sorumluluk getirilmelidir.

-İşçilik alacaklarının dava açılmasına gerek kalmadan ödenmesi için işverene caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.

-Kayıt dışı ve kanuna aykırı çalışmalar önlenmeli, önündeki kanuni ve fiili engeller kaldırılarak sendikal örgütlenme güçlendirilerek işçi-işveren ilişkisi sağlıklı ve bilinçli bir düzeye taşımalıdır.

Kamuoyuna saygıyla bildiririz.


 
 

BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI - İLETİŞİM BİLGİLERİ - 444 50 99
Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi Adalet Sarayı G-Blok Kat:1 Osmangazi / BURSA
Telefon (0224) 272 11 94 – 251 66 06
Faks (0224) 251 62 49
E-Posta baro@bursabarosu.org.tr
CMK Servisi - Telefon (0 224) 272 50 44 – 272 11 94
Adli Yardım Servisi - Telefon: (0 224) 223 28 23 Cep Hattı:(0 533) 439 15 79