2017-2018 ADLİ YILI, 5 EYLÜL 2017 SALI GÜNÜ ADALET SARAYI BAHÇESİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN AÇILIŞ TÖRENİ VE ARDINDAN ADLİYE GİRİŞ SALONUNDA DÜZENLENEN KOKTEYL İLE BAŞLADI. (05.09.2017)


Bu Haberi

Bu Haberi

Tweetle


2017-2018 ADLİ YIL AÇILIŞ TÖRENİ NEDENİYLE BARO BAŞKANIMIZ GÜRKAN ALTUN'UN BASIN AÇIKLAMASI

5 Eylül 2017 Öncelikle Hukukun üstünlüğü ilkesinin vücut bulduğu, yargının bağımsız olduğu bir adli yıl diliyorum. Çünkü yargı bağımsızlığı, adil yargılanma ve savunma hakkı eksik olduğu sürece ne adaletten, ne de demokrasiden söz edebiliriz. Yine bütün yurttaşların kanun önünde eşitliğinin güvencesi olan hukukun üstünlüğü ilkesi hayata geçirilmediğinde adalet duygusu yara alır. Bu duygunun yara aldığı toplumlarda bireylerin hak ve özgürlüklerinden söz edilemez. Tüm bu nedenlerle hukukun üstünlüğünden, laiklikten, sosyal hukuk devletinden, bağımsız, tarafsız, güven veren mahkemelerden, bağımsız ve cesur cumhuriyet savcılarından, özgür savunmadan asla taviz verilmemelidir.

Maalesef ülkemizde hep bir önceki yıla göre yargıya güvenin azaldığı, adaletin sürekli yara aldığı, hukukun üstünlüğü kavramının içinin boşaltıldığına şahit olduk. Tam da bu sebeple her zamankinden daha çok hukuka ve hukukun üstünlüğüne ihtiyaç duymaktayız. Ancak bunun salt yargının elinde olmadığını da belirtmek isterim. Yargı ne yaparsa yapsın, yurttaşlar ve kurumlar hukukun üstünlüğüne inanmadıkça, sözde değil, esasta bağımsız ve tarafsız yargı tesis edilmedikçe hukukun üstünlüğü ilkesi hayata geçemez. Bu ilke vücut bulmadıkça demokrasi ve adalet gelişemez, yurttaşların zihinlerinde de yer edemez.

Yargının yükü ağır sorunları çoktur. Bu bugünün meselesi olmadığı gibi yarın da çözülebilecek değildir. Ancak gün adım adım yükü azaltma, sorunları birer birer halletme günüdür.

15 Temmuz benzeri alçak darbe girişiminin bir daha yaşanmaması için kamu görevlerine girişte ve kamu hizmetlerinden faydalanmada esas olan liyakat ve eşitlik olmalıdır. En başta da yargı camiasında elbette…

Yıllar yılı gece yarısı mecliste kabul edilen torba yasalar kabusumuzdu. Onlarca kanunda torba yasalarla değişiklik yapılır, bizler de cımbızla çeker ilgili olduğu kanunlara el yordamıyla notlar alırdık. Bu kabus bitti şimdi yerini OHAL kararnameleri aldı. 15 Temmuz alçak darbe girişimiyle hesaplaşmak ve terör örgütünün kökünü kurutmak için kullanılması gereken OHAL KHK’leri, maalesef hayatın her alanında, en çok da hukuk ve savunma alanında kısıtlamalar getirmek için kullanılır oldu. 15 Temmuz 2016’dan bu yana çıkarılan 28 KHK ile savunma hakkının kullanımı, etkinliği, mahiyeti daraltılmış, kısıtlanmış mesleğimiz yapılamaz hale getirilmiştir. Yasal düzenlemelerin yerini OHAL kararnameleri almıştır.

27 Ağustos 2017’de yayınlanan 694 sayılı KHK ile devlet aleyhine açılacak tazminat davalarında hükmedilecek nisbi avukatlık ücretlerine en az Sulh Ceza Hakimliklerinde, en fazla da Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalarda tahakkuk edecek maktu vekalet ücretiyle sınırlama getirilmiştir. Yine kesinleşen bu ilamların da idari başvuru zorunluluğu getirilerek icraya konması engellenmiş, bu suretle de icra vekalet ücretleri adeta kaldırılmıştır.

Zorunlu arabuluculuk, noterlere devredilen yargısal işler ve uzlaştırma derken, zaten daraltılan avukatlık mesleğinin faaliyet alanı vekalet ücretlerinin tırpanlanmasıyla iyice zor yapılır hale getirilmiştir.

Bir tarafta bunlar olurken, bir hamle de Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden geldi. 7 Eylül’de Anayasa Mahkemesi’nde görüşülecek başvurusunda Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin 5. fıkrasının, yani karşı vekalet ücretinin avukata ait olduğuna dair hükmün iptali istenmiştir. Oysa vekalet ücreti yasal dayanağını Avukatlık Kanunu’ndan almakta olup, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan değeri ifade eder.

Haksızlıklar, hukuksuzluklar karşısında sessiz kalmak, yapılan veya yapılmak istenen yanlışlıklara da ortak olmak demektir. Nobel Barış Ödülü sahibi yazar Elie Wiesel de “Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir, fakat itiraz etmeyi beceremediğiniz zaman asla olmamalıdır” diyerek savunma görevi yapan biz avukatlara yanlışa ortak olmaksızın bir çıkış yolu olduğunu da göstermiştir.

Av. Gürkan ALTUN
Bursa Barosu Başkanı




2017-18 Adli Yılı törenle başladı.

2017-2018 Adli Yılı başladı. Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun, “Bütün yurttaşların kanun önünde eşitliğinin güvencesi olan hukukun üstünlüğü ilkesi hayata geçirilmediğinde adalet duygusu yara alır. Bu duygunun yara aldığı toplumlarda bireylerin hak ve özgürlüklerinden söz edilemez” dedi. Altun, OHAL KHK’leri ile savunma mesleğinin yapılamaz hale getirildiğini söyledi.

Adli Yılın başlaması nedeniyle, Bursa Adalet Sarayı bahçesindeki Atatürk Anıtı önünde tören düzenlendi. Törene, Bursa Vali Yardımcısı Yunus Fatih Kadiroğlu, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Bursa İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ahmet Hacıoğlu, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Uğurhan Kuş, Bursa Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanvekili Selçuk Yağmur, Bursa Bölge Mahkemesi Başkanı (BAM) Abdulkadir Şahin, Bursa Bölge Mahkemesi Başsavcısı Sait Gürlek, Bursa Baro Başkanı Gürkan Altun, Bursa Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Mustafa Altınsu, Nilüfer Belediye Başkanvekili Av. Nilgün Berk, BAM Daire başkanları, savcılar, Bursa Adliyesi’nde görev yapan hakim, savcı ve personel ile hukukçular katıldı.

Atatürk Anıtı’na çelenk konulmasının ardından saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okunmasının ardından kürsüye ilk olarak Bursa Baro Başkanı Avukat Gürkan Altun çıktı.

Bursa Barosu Başkanı Gürkan Altun:
“Hukukun üstünlüğü ilkesinin vücut bulduğu, yargının bağımsız olduğu adli yıl dileriz” diyerek başlayan Altun şöyle konuştu:
“Çünkü yargı bağımsızlığı, adil yargılanma ve savunma hakkı eksik olduğu sürece ne adaletten ne de demokrasiden söz edebiliriz. Yine bütün yurttaşların kanun önünde eşitliğinin güvencesi olan hukukun üstünlüğü ilkesi hayata geçirilmediğinde adalet duygusu yara alır. Bu duygunun yara aldığı toplumlarda bireylerin hak ve özgürlüklerinden söz edilemez. Tüm bu nedenlerle hukukun üstünlüğünden, laiklikten, sosyal hukuk devletinden, bağımsız, tarafsız, güven veren mahkemelerden, bağımsız ve cesur cumhuriyet savcılarından, özgür savunmadan asla taviz verilmemelidir.

Maalesef ülkemizde hep bir önceki yıla göre yargıya güvenin azaldığı, adaletin sürekli yara aldığı, hukukun üstünlüğü kavramının içinin boşaltıldığına şahit olduk. Tam da bu sebeple her zamankinden daha çok hukuka ve hukukun üstünlüğüne ihtiyaç duymaktayız. Ancak bunun salt yargının elinde olmadığını da belirtmek isterim. Yargı ne yaparsa yapsın, yurttaşlar ve kurumlar hukukun üstünlüğüne inanmadıkça, sözde değil, esasta bağımsız ve tarafsız yargı tesis edilmedikçe hukukun üstünlüğü ilkesi hayata geçemez. Bu ilke vücut bulmadıkça demokrasi ve adalet gelişemez, yurttaşların zihinlerinde de yer edemez.

Yargının yükü ağır sorunları çoktur. Bu bugünün meselesi olmadığı gibi yarın da çözülebilecek değildir. Ancak gün adım adım yükü azaltma, sorunları birer birer halletme günüdür.

15 Temmuz benzeri alçak darbe girişiminin bir daha yaşanmaması için kamu görevlerine girişte ve kamu hizmetlerinden faydalanmada esas olan liyakat ve eşitlik olmalıdır. En başta da yargı camiasında elbette…

Yıllar yılı gece yarısı mecliste kabul edilen torba yasalar kabusumuz olmuştu. Onlarca kanunda değişiklik yapılır, bizler de cımbızla çeker ilgili olduğu kanunlara el yordamıyla notlar alırdık. Bu kabus bitti şimdi yerini OHAL kararnameleri aldı. 15 Temmuz alçak darbe girişimiyle hesaplaşmak ve terör örgütünün kökünü kurutmak için kullanılması gereken OHAL KHK’leri, maalesef hayatın her alanında en çok da hukuk ve savunma alanında kısıtlamalar getirmek için kullanılır oldu.

15 Temmuz 2016’dan bu yana çıkarılan 28 KHK ile savunma hakkının kullanımı, etkinliği, mahiyeti daraltılmış, kısıtlanmış mesleğimiz yapılamaz hale getirilmiştir. Yasal düzenlemelerin yerini OHAL kararnameleri almıştır.

27 Ağustos 2017’de yayınlanan 694 sayılı KHK ile devlet aleyhine açılacak tazminat davalarında hükmedilecek nisbi avukatlık ücretlerine en az sulh ceza hakimliklerinde, en fazla da ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalarda tahakkuk edecek maktu vekalet ücretiyle sınırlama getirilmiştir.

Yine kesinleşen bu ilamların da idari başvuru zorunluluğu getirilerek icraya konması engellenmiş, bu suretle de icra vekalet ücretleri adeta kaldırılmıştır.

Zorunlu arabuluculuk, noterlere devredilen yargısal işler ve uzlaştırma derken, zaten daraltılan avukatlık mesleğinin faaliyet alanı vekalet ücretlerinin tırpanlanmasıyla iyice zor yapılır hale getirilmiştir.

Bir tarafta bunlar olurken, bir hamle de Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden geldi. 7 Eylül’de Anayasa Mahkemesi’nde görüşülecek başvurusunda Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin 5. fıkrasının, yani karşı vekalet ücretinin avukata ait olduğuna dair hükmün iptali istenmiştir. Oysa vekalet ücreti yasal dayanağını Avukatlık Kanunu’ndan almakta olup, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan değeri ifade eder.

Haksızlıklar, hukuksuzluklar karşısında sessiz kalmak, yapılan veya yapılmak istenene yanlışlıklara da ortak olmak demektir. Nobel Barış Ödülü sahibi yazar Elie Wiesel de ‘Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir fakat itiraz etmeyi beceremediğiniz zaman asla olmamalıdır’ diyerek savunma görevi yapan biz avukatlara yanlışa ortak olmaksızın bir çıkış yolu olduğunu da göstermiştir.

Bursa Bölge Mahkemesi Başsavcısı Sait Gürlek:
Önceki yıllarda adli yıl açılış törenlerinde fiziki mekan sıkıntısından yakınıldığını anlatan Sait Gürlek, “Bölge adliye mahkememizin faaliyete geçmesi ve adalet kampusumuzun inşaatının devam etmesi sebebiyle bu adli yıl açılışında ne mutlu ki fiziki mekan eksikliklerinden bahsetmeyeceğiz.

Bursa’mız ve bölgemiz için önemli yatırım olan adalet kampusu ve bölge adliye mahkemesi 2016 yılında ihale edilmiş ve 6 Mayıs 2016 tarihinde temeli atılmıştır. Bina inşaatı tamamlanarak 1 Eylül 2018 tarihinde teslim edilecek olup, aynı yıl içinde açılması düşünülmektedir. 84 bin metrekare kapalı alanı olan bölge adliye mahkemesi binası, 50 daire sığacak şekilde çok fonksiyonlu olarak tasarlanmıştır. Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Kütahya, Yalova ve Bilecik illeriyle ilçelerindeki mahkemelerde verilen ve istinaf yoluna başvurulmuş hukuk ve ceza mahkemelerine ait dosyalar bundan böyle ilimizde kurulmuş ve faaliyete başlayacak olan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi ceza ve hukuk dairelerine gelecektir. Diğer bir ifadeyle dosyalar artık Yargıtay’dan önce Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’nde incelenecektir.

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi bugün itibariyle faaliyete başlamıştır. 3 Temmuz 2017 tarihi itibariyle bir bölge başkanı, 18 daire başkanı, 50 hakim, 8 cumhuriyet savcısı olmak üzere toplam 78 hakim ve savcı ataması yapılmıştır. Bunların büyük bölümü göreve başlayacak olup diğerleri en kısa zamanda görevlerine başlayacaklardır.

Ek olarak 150 adliye personeli ataması yapılmıştır. Bugünden itibaren verilen kararlar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne değil, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi dairelerine gelecektir.

2009 yılından buyana Bursa’da grev yapmaktayım. Yaş sınırından ötürü önümüzdeki yıl aranızda olamayacağım. Görevim sırasında bana destek olan tüm meslektaşlarıma, Bursa Baromuza ve tüm kamu kurum kuruluşlarımızın yöneticilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

Bursa Bölge Mahkemesi Başkanı Abdulkadir Şahin:
“Bir önceki yıl ülkemiz için, yargı camiamız için zor bir yıl oldu. Cumhuriyet tarihinde görmediğimiz bir darbe kalkışmasıyla karşı karşıya kaldık. Yargının içerisinde malum yapıyla irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen 4200 hakim ve savcı meslekten uzaklaştırıldı ve haklarında soruşturma başlatıldı. Bu sebeple Türkiye’de yaklaşık 168 bin soruşturma ve dava hala devam etmekte. 52-53 bin civarında da tutuklu bulunmakta. Umarım bu adli yıl bir öncekinden iyi olur.

Geçen yıldan bu yana aramızdan ayrılanlar oldu. Denizli Cumhuriyet Başsavcısı kardeşimizi kaza mı cinayet mi belli olmayan bir şekilde kaybettik.

Bursa Gemlik’te bir avukat meslektaşımız yalnızca görevi sebebiyle şehit edildi. Bir başka avukat arkadaşımıza karşı da müessir fiil ve darp olayları oldu. İnşallah bu olaylar bir daha olmaz.”

Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Uğurhan Kuş:
“Geçtiğimiz yıl yargı teşkilatı olarak sıkıntılı günler yaşadık. Çok şükür ki gerek ülkemiz, gerekse yargı teşkilatımız, tez zamanda ve en süratli bir şekilde atlatmasını bilmiştir. İçindeki hain unsurları temizleyen yargı teşkilatı, geleceğe her zamankinden daha güçlü daha sağlam adımlarla ilerlemeye devam etmektedir. Bu ülkede adaletin her zaman kaim daim olması için kişisel ve kurumsal anlamda her türlü fedakarlığı yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Hiçbir mazeret üretmeden her zamankinden daha çok çalışacağımızı herkesin bilmesini istiyorum. Adalet bizler için ne bir seçenek ne de bir lütuftur. Olmazsa olmaz, fazilet, ilke ve mecburiyettir. Ne eziyet, ne merhamet, sadece adalet! Tek amacımız, yargının, bu ülkede adaletin tekrar insanların birinci derecede güven duyduğu kurum haline gelmesini sağlamaktır.

Tarafsız, bağımsız, adil, vicdanlı, haktan ve hukuktan yana olan yargı teşkilatı mensuplarının yeni adli yıllarını kutluyorum.

Adalet Sarayı giriş salonunda kokteyl
Adliye bahçesindeki tören ve konuşmaların ardından Adalet Sarayı giriş salonunda hem adli yıl açılışı, hem de geçen kurban bayramı nedeniyle Bursa Barosu tarafından kokteyl verildi. Protokol mensupları, hakimler, savcılar, avukatlar ve adliye personeli bayramlaştı.






































 
 

BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI - İLETİŞİM BİLGİLERİ - 444 50 99
Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi Adalet Sarayı G-Blok Kat:1 Osmangazi / BURSA
Telefon (0224) 272 11 94 – 251 66 06
Faks (0224) 251 62 49
E-Posta baro@bursabarosu.org.tr
CMK Servisi - Telefon (0 224) 272 50 44 – 272 11 94
Adli Yardım Servisi - Telefon: (0 224) 223 28 23 Cep Hattı:(0 533) 439 15 79