Bursa Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu'nca düzenlenen Buğday hasta eder mi? başlıklı panel 20 Aralık 2017 Çarşamba günü Adalet Sarayı Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. (20.12.2017)


Bu Haberi

Bu Haberi

Tweetle


 -EKMEĞE BAĞIMLILIK, MORFİN BAĞIMLILIĞINDAN FARKSIZ!
-NÖROLOJİK HASTALIKLARIN YÜZDE 57’SİNDEN BUĞDAY VE GLÜTEN SORUMLU!
-EŞLERİ YILLAR SONRA BİRBİRİNE BENZETEN BAĞIRSAKLARINDAKİ MİKROBİYOTADIR!
-BUNDAN 13 YIL ÖNCE BEN DE ASLINDA BİR ÇÖP TENEKESİYDİM!


Bursa Barosu’nca düzenlenen "Buğday hasta eder mi?" başlıklı panelde beslenme konusunda çok çarpıcı bilgiler verildi. Adalet Sarayı Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen paneli Bursa Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Okan Dursun yönetti. Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun’un açılış konuşmasıyla başlayan panelin ilk konuşmacısı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ferda Firdin, modern tıp tekniklerine rağmen bazı hastalıkların neden iyileşmediği sorusuna yanıtın buğdayda bulunabileceğini anlattı.

“Aslında beslenme alışkanlıkları, vücudumuzdaki birçok hastalığa temel oluşturuyor. Modern yaşam tarzının bizleri nasıl hasta ettiğini öğrendiğimde klasik fizik tedavi uzmanlığından çıkmam gerektiğini anladım. Beslenmenin temeli olan besin duyarlılığıyla karşılaştım. Peki, ‘bu doktor o yemini etmedi mi acaba’ sorusu varsa kafanızda açıklayayım. Hipokrat ‘Yiyecekleriniz ilacınız, ilacınız da yiyecekleriniz olsun’ demiştir” diyen Firdin şöyle devam etti:

“İnsandaki evrim buğdayın hızına yetişemedi”

“Beslenmemiz değişse de genetiğimiz hep aynı. Belki avcı-toplayıcı değiliz ama hala o genlerle yaşıyoruz, henüz büyük bir evrim geçirmedik. Buğdayın gelişimine baktığımız zaman 12 ila 15 bin yıl içerisinde evrim geçirdi. Bu insan bedeninin evrimi için kısa bir süre… Bu durumda, her zaman yediğimiz buğday ile bağırsaklarımız arasında bir uyumsuzluk ortaya çıkıyor. Bağırsaklarımız onu bir yabancı madde olarak görmeye başlıyor. Çünkü alıştığı, milyonlarca yıldır yediği şey değil o. Bizim bedenimiz onun kadar çabuk değişemedi. Asıl sorun bu…”

Buğdayın tarihiyle ilgili bilgiler aktaran Dr. Ferda Firdin, günümüz buğday çeşitleri ile ilkel buğday arasındaki protein ve karbonhidrat miktar farklarının ciddi olduğunu ifade etti. Buğdayın genetiğinin değişmesiyle insan vücudunun buğdayı parçalayamadığını ve dolayısıyla sindiremediğini anlatan Firdin şöyle devam etti:

“Şizofreninin bile glütenle bağlantısı var”

“Asıl sorun da burada başlıyor. Bilinmeyen nörolojik hastalıkların yüzde 57’sinden buğday ve glüten sorumlu aslında… Mesela ‘Gluten Attacks’ denilen olayda hasta denge sorunu yaşar, düşecekmiş gibi davranır. Testler yapılır sebebin ne olduğu anlaşılamaz.  Sebep, duyarlılık testinde çıkar ancak . Glüten kesildiği anda ataklarda belirgin derecede gerileme olur. Epilepsi hastalarına ekmek vermeyi durdurursanız, hem ilaç ihtiyacı azalır, hem de geçirdiği nöbetler... Hislerinizi azaltan, yürümenizi zorlaştıran el ve ayakuçlarındaki sinir ucu iltihaplarının nedeni de buğdaydır. Sürekli baş ağrılarının en az yüzde 50’sinde glüten hassasiyeti saptanmıştır. Anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite sendromlarında da buğdayın çok ciddi yeri var. Orta düzey otizmli çocuğa şeker ve buğday vermeyi kestiğinizde, hastalık hafif ya da yok denecek duruma kadar gelebiliyor. Şizofreni, psikiyatrik hastalıklarla tahıl arasındaki ilişkinin ilk tespit edildiği rahatsızlıktır. Çözümsüz gibi gelen şizofreninin bile glütenle bağlantısı var.”

Ferda Firdin, tüketimin yoğun olduğu kültürlerde ekmek kesildiğinde kişinin, aynen morfin bağımlılığından kesilmiş gibi büyük bir tepkiyle ekmek aradığını belirterek, “Ekmeksiz kaldım, eyvah aç kalacağım diye, mutsuz oluyor insanlar. O yüzden insanları ekmekten kurtarmak zor oluyor.  Buğdaydan yapılmayan ama tadını ekmeğe benzettiğimiz gıdaları tüketmeleri konusunda hastaları ikna etmeye çalışıyoruz. Morfin bağımlılığından kurtulmak o kadar kolay değil. Nasıl ispat edilmiş? Morfin zehirlenmesinde kullanılan bir antidot var. Aynı şeyi buğdayda verdiğinizde aynı reaksiyonu alıyorsunuz” dedi.

“Bağırsaklarınızda sızıntı varsa…”

Diyetisyen Elif Nur Köprücü de, konuşmasına Hipokrat’ın “bütün hastalıklar bağırsakta başlar” sözüyle başladı. Kronik yorgunluklar, eklem ağrıları, vücuttaki çeşitli iltihaplanmaların, bağırsakların ne durumda olduğunu gösterdiğini kaydeden Köprücü, dinleyicilere “Ben size bağırsaklarınızı dinlemeyi öğreteceğim” dedi. 25 soruyla, izleyenlerin bağırsaklarıyla ne kadar barışık olduklarını belirlemelerini sağlayan Köprücü şöyle konuştu:

“Buğday bizi hasta ediyor mu? Bağırsaklarınızda geçirgenlik varsa, evet hasta ediyor. Bağırsaklarınızın kova olduğunu düşünün ve bunda delikler var. Bu delikler aslında vücudunuza karşı yaptığınız ihanetler sonucunda oluştu. Çok fazla paketlenmiş gıda yediğiniz, çok fazla antibiyotik kullandığınız için o delikler oluştu. Bu deliklerden başlayan sızıntı arttıkça da tükettiğiniz gıdalardan yeterince faydalanamıyorsunuz ve sonuç hastalık… Glüten ve şeker tüketiminin fazla olması, bağırsakların emilimini zayıflatıyor.

İkinci beynimiz olan bağırsaklarımızdaki mikroorganizmalar neyse, biz oyuz. Bizi onlar tanımlıyor. Mikrobiyota yani bağırsak florasındaki bakteriler, vücudumuzun yaklaşık 1-1.5 kilosunu oluşturuyor. Vücuttaki bakterilerin yüzde 95’i de bağırsakta bulunuyor.

Bebek annesinin mikrobiyotasıyla doğuyor. Sonrasında aldığı gıdalarla mikrobiyotasında çeşitlilik oluşuyor. Kendisine sonra bir eş seçiyor. Mikrobiyotaları ortaklaşıyor ve yıllar sonra eşler birbirlerine benziyor.”

Dinleyiciler arasında bulunan bir veteriner hekim, evinde hayvanı olan kişilerle hayvanların da mikrobiyotadan ötürü aynı hastalığa yakalandığını söyledi.

“Bedeninizi iyi besleyin ki ruhunuz da beslensin”

Panelin son konuşmacısı, maraton koşucusu, bisikletçi, “Mutluluk Reçetesi: Doğal Beslenme” kitabının yazarı, iki çocuk annesi, Bursa Barosu Üyesi Avukat Mine Rana Dayıoğlu da konuşmasına, “Bundan 13 yıl önce ben de aslında bir çöp tenekesiydim” diye başladı. Dayıoğlu şöyle konuştu:

“Cips yiyen, haftada 24 kola içen, hamburger yiyen, çok sağlıksız beslenen biriydim. Hep farkındaydım ama o döngüden kendimi bir türlü kurtaramıyordum. Bir sabah uyandım ve bu bedene, bu ruha sahip olmak istemediğimi söyledim kendime. Okumaya incelemeye başladım ve bu yol beni 13 yıl sonra şekersiz, unsuz, tahılsız, bakliyatsız bir hayata getirdi. Bunun sonucunda her yıl bir maraton koşuyorum. Bu yıl, hepsi de yüksek kilometreli 18 koşuya katıldım. Hep mutlu muyum? Hayır, tabii ki… Depresyona da giriyorum, çok zor zamanlarım da oluyor. Ama şunu biliyorum, insan bedenini iyi beslerse, ruhunu da besler.”

Konuşmacılar daha sonra izleyicilerin sorularını yanıtladı. Son olarak Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun, yönetici ve panelistlere anı plaketi verdi.










 
 

BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI - İLETİŞİM BİLGİLERİ - 444 50 99
Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi Adalet Sarayı G-Blok Kat:1 Osmangazi / BURSA
Telefon (0224) 272 11 94 – 251 66 06
Faks (0224) 251 62 49
E-Posta baro@bursabarosu.org.tr
CMK Servisi - Telefon (0 224) 272 50 44 – 272 11 94
Adli Yardım Servisi - Telefon: (0 224) 223 28 23 Cep Hattı:(0 533) 439 15 79