Bursa Barosu ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi'nin ortaklaşa düzenlediği 'Yaşananlar Boşuna Değil-Perşembe Söyleşileri'nin üçüncüsü 22 Şubat 2018 Perşembe günü gerçekleşti. (23.02.2018)


Bu Haberi

Bu Haberi

Tweetle



Türkiye 2019’da monokrasi ve demokrasiyi oylayacak

Yaşananlar Boşuna Değil-Perşembe Söyleşileri’nin konuğu Anayasa Hukuku Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, 2019 seçimleri yaklaşırken, gerçek iktidarın devlet başkanının iradesine dayandığı yönetim biçimi monokrasi ve iktidarın halka dayandığı hükümet şekli demokrasi ayrışmasının  giderek daha görünür bir hale geldiğini söyledi. Kaboğlu, “2019 için umutluyum monokrasi değil, demokrasi kazanacak. Çünkü biz hukuka inanıyoruz ve güçlüyüz” dedi.

Bursa Barosu ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi’nin ortaklaşa düzenlediği “Yaşananlar Boşuna Değil-Perşembe Söyleşileri”nin konukları Anayasa Hukuku Araştırma Derneği (Anayasa-Der) Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile insan hakları savunucusu, Mazlum-Der eski Genel Başkanı Doktor Ömer Faruk Gergerlioğlu oldu.

Moderatörlüğünü Avukat Güner Aklan’ın yaptığı söyleşide Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu “Monokrasi ve Demokrasi Ayrımındaki Türkiye”, Doktor Ömer Faruk Gergerlioğlu ise “OHAL ve Adalet Arayışı” başlıkları altında değerlendirmelerde bulundu. Nilüfer Plaza 16’da gerçekleştirilen söyleşiye Bursa Barosu Başkanı Avukat Gürkan Altun, ÇGD Bursa Şube Başkanı Aykut Güngör, avukatlar, gazeteciler, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Türkiye’nin 16 Nisan’da yapılan referandumun ardından monokrasi ve demokrasi ayrımında olduğuna vurgu yapan Anayasa Hukuku Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, gerçek iktidarın devlet başkanının iradesine dayandığı yönetim biçimi (monokrasi) ve iktidarın halka dayandığı hükümet şekli (demokrasi) ayrışmasının, giderek daha da görünür hale geldiğini söyledi. Türkiye’nin 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişiminin ardından 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL’in üçüncü evresini yaşadığını dile getiren Kaboğlu, OHAL’in, anayasa değişikliği için kullanıldığını söyledi. OHAL’in 2019 seçimlerine baskı ortamında gitmek amacıyla sürdürüldüğünü vurgulayan Kaboğlu “OHAL ortamında muhalif sesler kamuoyuna duyurulmayacak ve seçimler garanti altına alınacak. Bu üçüncü dönem OHAL yönetimi, dördüncü dönem OHAL yönetimi için yani 16 Nisan’da onayladığımız metnin kalıcılığını, tek kişinin kalıcı OHAL’ini sağladı. İşte bu monokrasidir. Gerçek yetkinin, devlet başkanı sıfatını taşıyan kişide olmasıdır. Monokrasi tek kişi iktidarıdır. Onun karşısında demoskratos, halkın iktidarı var. Şimdi bu ayrışma karşısındayız. 3 Kasım 2019’a Türkiye bu ayrışma ile gidecek. Bu ayrışmanın resmi temeli atıldı. İttifak adı verilen belge ile yapıldı. Tek kişinin ağzından çıkan sözün kanunlaşma sürecine hemen girdiği bir yönetim tarzındayız. Bu ölçekte de Türkiye aslında ikiye ayrılmış oldu. Bir tarafta monokrasi ittifakı var” dedi.

“GÜÇLÜ OLAN BİZİZ ÇÜNKÜ HUKUKA İNANIYORUZ”

Tek kişinin iktidarına karşılık halkın iktidarını kalıcı kılacak, mücadele yollarını birliktelikle, örgütlenerek 2019 seçimlerinde anayasal demokrasiye geçilebileceğini kaydeden Kaboğlu, “Üzerinde anlaşma sağlayan hangi partiler ‘yargı bağımsız olmalı, erkler ayrı olmalı’ diyorsa o zaman onlar 2019’a giden yolda, anayasal temel ilkelerde uzlaşırlar ve seçimlere gidilir. Seçimler alındığı zaman da Türkiye’nin edindiği kazanımları, çağdaş çözümleri bir araya getirmek suretiyle bu toplumu hak ettiği anayasal zemine taşırız. Bu çerçevede ülkede monokrasi, demokrasi ayrışması var. Zamanımız var. 2019 için umutluyum. Monokrasi değil, demokrasi kazanacak. Çünkü biz güçlüyüz. Çünkü biz hukuka inanıyoruz ve saygılıyız” diye konuştu.

“ANAYASA 2. ABDÜLHAMİD DÖNEMİNİN DE GERİSİNDE”

“Milli ve Yerli Anayasa” tartışmalarına da değinen Kaboğlu, “Madem siz milli ve yerliydiniz, mademki Abdülhamid taraftarısınız. 2. Abdülhamid’in 1876’da hazırlattığı anayasaya göre, birçok anayasanın ilerisinde olan bir metnin gerisine düşecek bir anayasa niçin hazırladınız? Eğer siz gerçekten tarihinizi, mirasınızı sahipleniyorsanız o zaman Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet çizgisindeki kazanımları sahiplenirsiniz. Milli ve yerli olan, o kazanımları sahiplenendir. Bir kişi kural koyacak, o kişi kuralı uygulayacak, o kişinin beyin takımını oluşturduğu yargı da yargılayacak, o zaman siz 2. Abdülhamid döneminden önce Tanzimat’ta temeli atılan kanun kavramını bile ortadan kaldırdınız” ifadelerini kullandı.

“HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ ARIYORUZ”

OHAL’in ilan edilmesinin ardından yaşanan mağduriyetleri anlatan Doktor Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, “Türkiye sorunlarını çözemedikçe kötüye gitti. Güç savaşları çıktı. FETÖ dendi, iktidar dendi. Darbe çıkınca da var olan demokrasimiz de ortadan kalktı. 20 Temmuz’da sanki ikinci bir darbe oldu ve OHAL uygulaması başlayarak son derece hukuksuz bir döneme uyandık. 100 binlerce insan işinden atıldı, tutuklandı. Bunu yapan KHK’lara KHK demek de mümkün değil. Anayasal süresi itibariyle gerekli prosedüre uygun değil. Bu arada insanlar büyük bir dram, facia içinde. Biz hak ve adalet platformu olarak pek çok başvuruyla karşılaşıyoruz. Hukuksuzluklar başlarken herkes bana değmeyen yılan bin yaşasın demeye başladı. İnsanlar köşeye sıkıştırılmış. Bu durum böyle devam etmez. Biz hukukun üstünlüğünü arıyoruz. Hukukun üstünlüğüne kavuşmak zorundayız başka çaremiz yok. Bunları aşacağız. Hukukun üstünlüğünü sağlayamadığımız müddetçe işimiz zor” diye konuştu.



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
 

BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI - İLETİŞİM BİLGİLERİ - 444 50 99
Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi Adalet Sarayı G-Blok Kat:1 Osmangazi / BURSA
Telefon (0224) 272 11 94 – 251 66 06
Faks (0224) 251 62 49
E-Posta baro@bursabarosu.org.tr
CMK Servisi - Telefon (0 224) 272 50 44 – 272 50 67
Adli Yardım Servisi - Telefon (0 224) 223 28 23