İstanbul Barosu öncülüğünde düzenlenen Ayın Karanlık Yüzü – 2. Uluslararası Hukuk Konferansı İstanbul’da yapıldı. İstanbul Barosu öncülüğünde aralarında Bursa Barosu’nun da bulunduğu barolar ve hukuk örgütleri işbirliğiyle düzenlenen Ayın Karanlık Yüzü 2. Uluslararası Hukuk Konferansı, 'Olağanüstü Halin Olağanlaşması ve Türkiye’de Yargının Durumu' ana temasıyla gerçekleştirildi. (12.09.2018)


Bu Haberi

Bu Haberi

Tweetle





İstanbul Barosu öncülüğünde düzenlenen Ayın Karanlık Yüzü – 2. Uluslararası Hukuk Konferansı İstanbul’da yapıldı. İstanbul Barosu öncülüğünde aralarında Bursa Barosu’nun da bulunduğu barolar ve hukuk örgütleri işbirliğiyle düzenlenen Ayın Karanlık Yüzü 2. Uluslararası Hukuk Konferansı, “Olağanüstü Halin Olağanlaşması ve Türkiye’de Yargının Durumu” ana temasıyla gerçekleştirildi. Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun da konuşmacılar arasındaydı.

Altun konuşmasında özetle şunları söyledi:
“Hukuk ve demokrasi tarihinin belki de en karanlık günlerini yaşamaktayız. Demokratik, laik, hukuk devletinin temel ilkelerinin günbegün yok edilmeye çalışıldığı, savunma hakkı, yargı bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı, basın özgürlüğü, halkın haber ve bilgi alma hakkı ile temel hak ve özgürlüklerin kısıtlamalara tabi tutulduğu bir süreç yaşıyoruz. Bütün bunlar gerek yasal düzenlemeler, gerekse de fiili uygulamalarla karşımıza çıkıyor. Yurttaşların hak arama özgürlüğünün temsilcisi olan avukatlara yönelik engellemelerin, fiili saldırıların hiç olmadığı kadar arttığı günleri yaşıyoruz. 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra ise Olağanüstü Hal ilanını müteakip çıkarılan KHK ve yapılan uygulamalarla ülkemizde Hukuk Güvenliği adeta ortadan kaldırılmış, OHAL süresince yayınlanan ve yine bu süreçle sınırlı olarak uygulanması gereken KHK’lerin kalıcı hale getirilmiş, adeta meclis devre dışı bırakılmıştır. Bugün olağanüstü hal uzatılmayarak kaldırılmış gibi görünse de, son kararnameler, yasal düzenlemeler ve fiili uygulamalarla esasen kalıcı hale getirilmiş, olağanüstü hal olağan bir hal almıştır.

OHAL KHK’leri, maalesef hayatın her alanında, en çok da hukuk ve savunma alanında kısıtlamalar getirmek için kullanılmaktadır. OHAL KHK’ları ile savunma hakkının kullanımı, etkinliği, mahiyeti daraltılmış, kısıtlanmış mesleğimiz yapılamaz hale getirilmiştir. Yasal düzenlemelerin yerini OHAL kararnameleri almıştır. Yeni kararname ve düzenlemeler ile OHAL’in sadece adı kalkmış, adeta olağan hale gelmiştir.

OHAL sonrası yapılan düzenlemelerle;
1- 703 sayılı KHK ile Cumhurbaşkanı’nın temsilcisi olan valiler, kamu düzenini ya da kamu güvenliğini bozabileceği kuşkusu bulunan kişilerin belirli yerlere girişlerini, dolaşmalarını ve toplanmalarını kısıtlayabilecek,
2- Gözaltı süreleri 48 saat ve toplu olarak işlenen suçlarda 4 gün olacak ve bu süreler 2 kez uzatılabilecek,
3- Tutukluluğa itiraz ve tahliye talepleri dosya üzerinden karara bağlanabilecek,
4- Tahliye talepleri 30’ar günlük sürelerle karara bağlanabilecek,
5- Tutukluk incelemesinin, kişi ya da müdafinin dinlenilmesi kaydıyla yapılabilmesi 90’ar gün arayla olabilecek,
6- Kurumların kendi içinde oluşturacakları komisyonlar, 3 yıl süreyle, ilgili hakkında soruşturma açmadan ve ilgilere savunma hakkını tanımadan, ihraç işlemlerini yapabileceklerdir.

Yine bugün; Birçok meslektaşımız mesleki faaliyetleri nedeniyle hukuksuz bir şekilde uzun süredir tutuklu olarak yargılanmaktadır. Meslektaşlarımız hakkında, müvekkillerine isnat edilen suçların birebir aynılarından dolayı soruşturma başlatılarak, avukatın müvekkilleri veya müvekkillerinin davalarıyla özdeşleştirilemeyeceği kuralı hiçe sayılmaktadır.

Pazartesi günü Çağlayan Adliyesi’nde meslektaşlarımızın tutuklanmalarından bir yıl sonra yapılacak ilk duruşmaları avukatlara, savunmaya yönelik baskının geldiği noktayı ortaya koymaktadır.

Savunmaya yönelik baskı, şiddet, tehdit, tutuklamalar vahim bir hal almıştır. Birçok meslektaşımız, hatta baro başkanlarımız dahi savunma görevi nedeniyle saldırılara, tehditlere, şiddete maruz kalmışlardır. Son olarak basına yansıyan İstanbul Barosu mensubu bir meslektaşımızın Emniyet Müdürlüğü’nde silahlı saldırıya uğraması, durumun vahametini ortaya koymaktadır.

Bursa’da geçtiğimiz 2 yıl içinde sadece savunma görevini yerine getirmeleri nedeniyle bir meslektaşımız katledilmiş, birden çok meslektaşımız silahlı ve bıçaklı saldırıya uğramıştır. Saldırganlar tüm çabamıza rağmen serbest bırakılmışlardır.

Geçtiğimiz yıl Bursa’da meslektaşımız Özgür Aksoy’un katledilmesinden sonra savunmaya yönelik saldırılara karşı, Bursa Barosu tarihinin en büyük kitlesel yürüyüşü gerçekleştirilmiştir.

Birçok meslektaşımız hakkında da mesleki faaliyetleri nedeniyle, hukuka aykırı bir şekilde soruşturma açılmakta, tutuklu yargılanmakta, birçok meslektaşımız hakkında da “kısıtlama” kararı verilerek savunma görevini ifa etmeleri engellenmektedir. Haklarında soruşturma veya kovuşturma olan meslektaşlarımız hakkında mesleğe kabulde sorunlar yaşanmaktadır. Masumiyet karinesi ve Avukatlık Yasası’ndaki düzenlemeler uyarınca baromuz tarafından haklarında mahkumiyet kararı verilmeyen meslektaşlarımızın koşulları varsa staj başvurularını kabul ediyoruz.

Bursa’da yönetim kurulumuz, Avukat Hakları Merkezi ile İnsan Hakları Merkezi tarafından avukat yargılamaları da takip edilmekte, Bursa dışındaki meslektaşlarımızın yargılandıkları davalara ve toplumsal davalara da katılım sağlanmaktadır.

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıl TTB’nin “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” konulu açıklamasından sonra, siyasi iktidar tarafından Türkiye Barolar Birliği ve Türk Tabipler Birliği isimlerinden “Türkiye” ve “Türk” kelimesinin çıkarılacağına, bu kelimenin sadece layık olan kuruluşlar tarafından kullanılmasına izin verileceği dillendirilmişti. Ayrıca avukatlık ve tabiplik mesleklerinin icrası için barolara ve odalara üye olma zorunluluğunun da kaldırılacağına, isteyen avukatların ve doktorların bir araya gelerek dernek gibi istediği sayıda baro ve oda adıyla örgütlenme yapabileceğine yönelik açıklamalar yapılmış ve bu doğrultuda çalışmalar da başlatılmıştır.

Baroların parçalanması, dağılması, etkisizleştirilmesi ve örgütlülüğünün ortadan kaldırılması sonucunu doğurur. Baroların savunma hakkını, adil yargılanma hakkını ve meslektaşlarının hakkını savunmada daha etkin olabilmesi birliğini korumasından geçmektedir.”





 


 
 

BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI - İLETİŞİM BİLGİLERİ - 444 50 99
Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi Adalet Sarayı G-Blok Kat:1 Osmangazi / BURSA
Telefon (0224) 272 11 94 – 251 66 06
Faks (0224) 251 62 49
E-Posta baro@bursabarosu.org.tr
CMK Servisi - Telefon (0 224) 272 50 44 – 272 50 67
Adli Yardım Servisi - Telefon (0 224) 223 28 23