BASIN AÇIKLAMASI - 23.11.2018 - 25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ (23.11.2018)


Bu Haberi

Bu Haberi

Tweetle





25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ
BASIN AÇIKLAMASI

23.11.2018


25 Kasım 1960 tarihinde Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı bir hareketin üyesi olan Mirabel Kardeşlerin, tecavüz edilerek ve dövülerek öldürülmesi üzerine tüm dünyada kadına yönelik şiddeti sona erdirmek için düzenlenen kampanyalar ile 1981 yılında 1. Latin Amerika ve Karayip Kadınlar Kongresi’nde 25 Kasım, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” ilan edilmiştir. 1999 yılında ise Birleşmiş Milletler tarafından, Mirabel Kardeşlerin anısına, her yıl 25 Kasım tarihinin “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak kabul edilmesine karar verilmiştir.

25 Kasım, kadına şiddete, aile içi şiddete, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, kadının insan hakkı ihlallerine ve kadın haklarına, sorun giderilinceye kadar, dikkat çekme ve dayanışma günüdür. Dünyada da kadınlar büyük oranda şiddet ve istismara maruz kalmakta ve cinsiyetlerinden dolayı ayrımcılığa uğramaktadır. Ülkemizde, aile içinde, okulda, sokakta, toplu taşıma araçlarında, kamusal veya özel alanda şiddet olayları her geçen gün daha da artmakta yasal önlemlere rağmen mağdurlar yeterince korunmamaktadır.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine dair kanunumuzda, şiddet, kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen her türlü tutum ve davranış olarak , kadına yönelik şiddet ise; kadınlara yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakkı ihlaline yol açan fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik her türlü tutum ve davranış olarak tanımlanmıştır.

Türkiye’de yaşamının herhangi bir döneminde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranı yüzde 39.3, yaşadıkları şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı ise yüzde 48.5’dir. Ülkemizdeki istatistiki verilerin yeterince sağlıklı tutulamadığı gerçeğinin yanı sıra şiddeti bildirmeyenlerin oranının yüksekliği karşısında bilinenin de üzerinde kadının şiddete maruz kaldığı açıktır.

Dünya Ekonomik Forumunun 2017 yılı verilerine göre Türkiye kadın-erkek eşitliğinin sağlanması bakımından, küresel cinsiyet eşitliği puanlamasında 141 ülke içerisinde 131.sırada yer almıştır. Uluslararası sözleşmelere, yasal düzenlemelere rağmen şiddetin önüne geçilememesi sorunun yasadan değil kamusal ve toplumsal zihin yapısının değişmemesinden kaynaklandığı açıktır. Kadına yönelik şiddetin her türünün verdiği zararların yanında, ölümle sonuçlanması halinde en kutsal hak olan yaşam hakkı ihlal edilmektedir. Kadına yönelik şiddetin kadının insan hakkı ihlali olduğu ve cinsiyet ayrımcılığının demokrasi meselesi olduğu bilinci içerisinde hareket edilmelidir.

Türkiye İstanbul Sözleşmesi olarak anılan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne 2011 yılında ilk imza atan ülke olarak kadına yönelik şiddet ile mücadeledeki tavrı devam ettirmeli ve sonrasında 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6284 sayılı “Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” çerçevesindeki tedbirleri yerine getirmeli ve uygulamadaki aksaklıkların önüne geçme konusunda öncelikle devletin ve tüm siyasi partilerin , tüm sivil ve resmi kuruluşların, özel sektörün, sivil toplumun işbirliği yaparak gerekli sosyal politikaları hayata geçirmesi gerekmektedir.

Gündeme getirilen aile hukuku ve kadına yönelik şiddet konusunda uzlaşma ve arabuluculuk uygulaması teklifi kabul edilemez, hukuken mümkün de değildir. İlk imzacısı olduğumuz ve 2014 yılında onaylayan ülkeler bakımından yürürlüğe girmiş olan İstanbul Sözleşmesi ile açıkça yasaklanmış olduğundan, arabuluculuk veya uzlaşma düşüncesinin kabulü halinde, uluslararası sözleşmenin ihlaline yol açacaktır. Ayrıca kadının şikayetçi olmak için karakola gittiğinde aileyi korumak adına “kocandır yapar, evine dön” diyen eril yapının önüne, 6284 sayılı yasanın uygulaması ile geçilmişken şiddet mağduru yine bir başka kurumun önüne gidecektir. Bu teklifin kabulü halinde şimdiye kadar şiddetle mücadele konusunda yapılan tüm eylem planları, Cumhuriyet ile kadın hakları alanında elde edilen tüm kazanımlar sona erecektir.

Ülkemizde şiddet haberleri magazinleştirilmekte, şiddete uğrayan kadınların bunu hak edip hak etmediği tartışılmakta ve şiddet toplumsal veya dinsel önyargılarla, ayrımcı devlet politikalarıyla meşrulaştırılmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak adına zihniyet değişikliği sağlanmadıkça kadına yönelik şiddet, ayrımcılık ve istismar son bulmayacaktır. Bu sebeple, öncelikle yasal mevzuatta düzenlenen, kadın erkek eşitliğinin toplumda sağlanabilmesi için, devletin, kadının ayrı bir birey olduğunu kabul ederek kadın politikalarının sadece aile üzerinden yürütülmesine son verilmesi, toplumun temelini oluşturan ailenin, haklara sahip olmada ve kullanmada eşit haklara sahip kadın ve erkekten oluştuğu bilinciyle hareket edilmesi gerekmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ancak temel hak ve özgürlüklerin korunduğu bir ortamda korunup gelişebileceği, cinsiyet ayrımcılığının bir demokrasi meselesi olduğu unutulmamalıdır.

Bursa Barosu olarak kadına yönelik şiddet, cinsel istismar, ayrımcılık ve kadının insan hakkı ihlaline yol açacak her türlü yasal düzenleme karşısında olduğumuzu, kadına yönelik şiddeti sona erdirilinceye kadar tüm kurumlarla işbirliği halinde mücadelemizi kararlıkla sürdüreceğiz.

Kamuoyuna saygılarımızla



 
 

BURSA BAROSU BAŞKANLIĞI - İLETİŞİM BİLGİLERİ - 444 50 99
Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi Adalet Sarayı G-Blok Kat:1 Osmangazi / BURSA
Telefon (0224) 272 11 94 – 251 66 06
Faks (0224) 251 62 49
E-Posta baro@bursabarosu.org.tr
CMK Servisi - Telefon (0 224) 272 50 44 – 272 50 67
Adli Yardım Servisi - Telefon (0 224) 223 28 23