ANASAYFA
Güncel Duyurular:
31.10.2014 - TBB DUYURUSU (2014/89) - Malikin veya hak sahibinin adı, soyadı ve baba adına ilişkin tapu kütüğündeki yazım hatalarına ilişkin başvuruların yargı yoluna başvurmadan önce Tapu Sicil Müdürlüğü’ne müracaat ile çözülmesi gerektiğine ilişkin Yargıtay 1.Hukuk Dairesi kararı. 24.10.2014 - TBB DUYURUSU (2014-86) - Adli Kolluk Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hakkında. 24.10.2014 - TBB DUYURUSU (2014-85) - Barokart Devri ve Yükleme Hesaplarının Değişmesi hakkında.
Arama :

BASIN AÇIKLAMASI: 29 OCAK 2009 (29.01.2009)


Bu Haberi

Bu Haberi

Tweetle


BASIN AÇIKLAMASI

Günümüzde hukuk kurallarının amacı; salt düzeni sağlamak değil aynı zamanda insan haklarını güvence altına almak ve insanlığın en büyük değeri olan adaleti gerçekleştirmektir. Bu nedenle adalet dağıtma görevinin omuzlarda taşınamayacak kadar ağır, düşürülemeyecek kadar değerli bir hazine olduğu bilinmelidir.
 
Devlet, adaleti sağlamak üzere hukuk kurallarını düzenlemek ve bunları uygulayacak sistemi oluşturmakla yükümlüdür. Bu, devletin varlık sebeplerinin en önemlisidir.
 
Tarih boyunca yaşanan tecrübeler, barış ve huzurun adalete uygun bir hukuk sisteminin kurularak uygulandığı toplumlarda temin edilebildiğini ve ancak bu devletlerin tarih sahnesinde uzun dönemler yer alabildiğini göstermektedir.
 
Adaletin, Büyük Atatürk’ün de ifade ettiği gibi “halkı yormaksızın hızla, isabetle ve güvenle”  dağıtılması gerekmektedir.
 
Demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez öğelerinden biri de yargı bağımsızlığı ve hâkimlik güvencesidir. Anayasa Mahkemesi’nin bir kararında da belirtildiği gibi hukuk devleti, özünü yargı bağımsızlığında bulmaktadır.
 
Kuvvetler ayrılığı ilkesinin doğal bir sonucu olarak bağımsızlığın yasama ve yürütme organlarına karşı korunması öne çıkarılmıştır. Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünün sağlıklı bir şekilde yürümesi ve gelişebilmesi için yargı organlarını yönlendirici davranışlardan kaçınmak konusunda herkesin azamî özen ve dikkat göstermesi gerekmektedir.
Bu anlamda incelenen temel politika belgeleri, yargı kamuoyunun dile getirdiği görüşler, ilerleme raporları göz önüne alındığında yargının sorunları veya başka bir ifadeyle gelişmeye açık yanları şu başlıklar altında sıralanabilir:
  • Mahkemelerin iş yükünün fazla olması ve yargılama sürelerinin makul süreyi aşması,
  • Hâkim, Cumhuriyet savcısı ile diğer adalet personeli sayısının yetersiz olması,
  • Yargı çalışanlarının özlük haklarının yetersiz olması,
  • Bazı alanlarda karmaşa oluşturacak ölçüde mevzuat fazlalığı varken kimi alanlarda ise mevzuat yetersizliği ve eskiliğinin devam ediyor olması,
  • Altyapı hizmetlerinin istenilen düzeyde olmaması,
  • İcra ve iflas dairelerinin işleyişinde sorunlar bulunması,
  • Adalete erişim imkânlarının istenilen düzeyde olmaması,
 
Bu söylediklerimin aynısını bire bir Adalet Bakanımız Sayın Mehmet Ali Şahin de söylüyor. Ancak Ülkenin genel Adalet durumu göz önüne alındığında iktidarı hem de tek başına elinde bulunduranlar doğru sözler söylemek yerine doğru işler yapmalıdır. Hükümet yargılama ve soruşturma aşamasında taraf gibi davranamaz. Onun görevi özgür ve sağlıklı çalışma ortamı hazırlamakla sınırlıdır. Söylenen ve yapılanlar birlikte değerlendirildiğinde; esas niyetin bir yandan güzel sözlerle toplumsal tepkileri önlerken, Adaletin çökmesinden menfaati olanlara yaranmak olduğunu düşünürüm.
 
Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere diğer ülkelerle karşılaştırıldığında adalet hizmetinin feci durumu daha açık şekilde anlaşılmaktadır. Nitekim Avrupa Konseyi Etkin Yargı Komisyonu’nun (CEPEJ) 2008 yılında yayımlamış olduğu verilere göre 100 bin kişiye düşen hâkim sayısı; Almanya’da 24.5, İngiltere’de 16.6, Yunanistan’da 28.4 iken, ülkemizde 9.0 olduğu anlaşılmaktadır.
 
Öte yandan Avrupa ülkelerinde bir hâkimin bakacağı azami iş sayısı yaklaşık olarak 200’dür. Ülkemizde bir hâkimin yılda ortalama 1078, Cumhuriyet savcısının 1417 hazırlık ve 447 ilâmat dosyasına baktığı göz önüne alındığında, yargının iş yükü ağırlığı ortaya çıkmaktadır.
 
Bu sıkıntı, AB ülkelerinden verilecek örneklerle daha çarpıcı hale geliyor.
Almanya'nın nüfusu 80 milyon, hakim savcı sayısı 27 bin;
İngiltere'nin nüfusu 50 milyon, hakim savcı sayısı 37 bin;
İsveç'in nüfusu 9 milyon, hakim savcı sayısı 9 bin 500...
Peki, Türkiye'de durum ne?
Nüfus 73 milyon... Hakim savcı sayısı ise 2007 rakamlarına göre Yüksek Yargı dahil kadro durumu
14.697, açık ise 3.800’dür.
 
Bu durumda adaletin adil gerçekleşmesi mümkün mü?
Bir başka çarpıcı gerçek ise Türkiye'de savcıların açtığı davaların sonuçlarıyla ilgili…
Bizde davaların yaklaşık yüzde 50'si beraatla sonuçlanıyor. Bu söylediğimden herkes mahkum olmalı şekilde anlam çıkarılmamalı, Japonya da bile savcıların açtığı davaların %85’i mahkumiyetle sonuçlanıyor. Demek ki açmış olmak için dava açılmamalıdır. Hele ki son dönemlerde “ergenekon dava ve soruşturması ndan bahsetmiyorum", birkaç kişinin suça karıştığı her olay çete ve terör suçu olarak algılanmakta ve özellikle soruşturma aşamasında hukuk, hukuksuzluğun ta kendisi olmaktadır. Özel yetkili savcılar hukuk tanımaz hale gelmiştir.
           
Ayrıca önemli ve gündeme gelmeyen bir hususta; CMK 250. maddeye göre yargılama yapan özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri sorunudur. Bursa’da olmayışı ve Bursa’dan ve çevre illerden kaynaklanan dosyaların İstanbul’a gönderilmesi nedeniyle ağır iş yükü altındaki bu mahkemelerimiz tıkanma noktasına gelmiştir. Duruşma günleri 6 ile 8 ay arasında değişen zamanlara verilmektedir. Soruşturma aşaması da uzun sürdüğünden tutuklu kimseler yaklaşık 1 yılda hakim karşısına çıkmaktadır. Bu ciddi şekilde adil yargılanma ilkesini ihlal etmektedir. Yine hukuk düzenini korumak adına hukuksuzluk yaratılmaktadır. Adaletin kolay erişilebilir olması bakımından Bursa’da da acilen özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri kurulmalıdır.
 
Bütün bu veriler doğrultusunda, hâkim ve Cumhuriyet savcılarımızın ağır iş yükünün azaltılması amacıyla diğer önlemlerin yanında insan kaynakları eksiğinin de bir an önce tamamlanması mutlak zorunluluk olarak kendini göstermektedir.
 
Bakanlık, Hâkim ve Cumhuriyet savcısı açığının kapatılmasına yönelik çaba sarf ettiğini belirtmesine rağmen henüz istenilen seviyeye gelinememiştir. Yüksek yargı dahil mevcut 14.697 hâkim ve Cumhuriyet savcısı kadrosundan halen 3796’ sı boş bulunmaktadır.
Halen ülkemiz genelinde faaliyette olan icra ve iflas dairelerinin sayısı 1138 olup 2441 icra müdür ve yardımcısı kadrosundan 645’i boştur.
 
Adalet Bakanlığı Bütçe durumu
Bütçeden Adalet Bakanlığı’na ayrılan pay; 2003 yılında % 0,75 oranında iken 2008 yılında % 1,22, 2009 yılı tasarısında ise % 1,27 olacak şekilde artırılmıştır. Ayrılan paranın miktarı da, Türkiye’de adalete verilen önemi göstermektedir.
 
Adliye sarayı sorunu
 
Yeni adalet hizmet bina projeleri oluşturulurken, yargının çalışma koşullarına uygun, çağdaş mimari özelliklere sahip ve kullanışlı bina yapılması hususu gözetilmelidir. Adalet hizmet binası yapımına karar verilen bölgenin nüfusu, nüfus artış hızı, iş durumu, yargı alanı göz önüne alınarak, acilen ihtiyaçlara uygun çözüm üretilmelidir.
Bursa gibi ülkemizin 4. büyük kentinde bazı insanların kaprisleri ve siyasi ekonomik rant beklentileri ile Adliye Sarayı sorununun çözülememiş olması, önerilerimizin hiç dikkate alınmaması devletin, hükümetin, yerel yöneticilerin ve hatta biz avukatların ayıbıdır. Ayıbıdır, çünkü hala Adaletin önemini ülke insanına anlatamadık ve şahsi çıkarları için hak, hukuk, adalet tanımayanları teşhir ve mahkum etmeyi başaramadık.
 
 
 
Bursa’dan Rakamlar
 
Adaletin genel tablosu böyleyken Bursa’da da durum farklı değil…
Durumun vahametini geçen yıl açılan dosya sayıları gösteriyor:
Cumhuriyet savcılıklarında açılan hazırlık dosyası 65 bin
Ağır ceza mahkemelerine açılan dava sayısı 1340
Aile mahkemelerine açılan dava sayısı 5840 (Bunun 4400’ü boşanma)
İş mahkemelerine açılan dava sayısı 6270
İcra mahkemelerinde açılan dosya sayısı da 211 bin 900
Geçen yıldan devredenlerle birlikte dosya sayısı 300 binin üstünde.
 
 
Müdafilerin ücretlerinin ödenme(me)si Sorunu
 
Bu arada Bursa Barosu’na kayıtlı olup, Ceza Muhakemeleri Kanunu kapsamında görev almakta olan avukatların CMK gereği katıldığı, 01.01.2008 – 31.12.2008 tarihleri arasındaki görevlendirmelerden doğan ve almayı hak ettikleri ücret alacakları yaklaşık olarak;
 
Bursa Merkez       1.784.260,00.-TL
M.K.Paşa               139.627,00.-TL
Gemlik                    240.200,00.-TL
Kestel                     85.535,00.-TL
Yenişehir                116.324,00.-TL
İznik                        94.852,00.-TL
Orhangazi             125.999,00.-TL
Mudanya               112.560,00.-TL
İnegöl                   314.327,00.-TL
Keles                       19.155,00.-TL
Karacabey              199.669,00.-TL
 
            Genel Toplam   : 3.232.508.-TL
 
Bursa Barosu Adli Yardım Büromuza geçen yıl 1084 başvuru geldi, bunlardan 912’si kabul edilerek ücretsiz avukat görevlendirmesi yapıldı.
Adalet Bakanlığı son ödenekte Bursa merkez görevlendirmeleri için 100.000,00 TL. göndermiştir. Tüm Türkiye’deki ödemeler birlikte incelendiğinde gönderilen ödeneklerde ne avukat sayısı, ne de dosya sayısına yönelik hiçbir ölçünün olmadığı açıktır. 92’i avukatı olan bir baroya 75.000,00 YTL. gönderilirken 60 avukat olan İnegöl ilçemize 3.000,00 TL. gönderilmiştir. Hükümet yandaşlarına daha fazla ödenek ayırıyor, izlenimini vermekten kaçınmalıdır.
 
 Avukatların tek derdinin para olmadığı bu uygulamada açıkça görülmektedir. Bizler herkesin hukuktan yararlanması için gece gündüz ücret almadan çalışmaya hizmet vermeye devam ediyoruz. Ancak bu durum boyun eğmişlik, kabullenmişlik olarak algılanmamalıdır. Eğer Bursa barosuna hak ettiği ödenekler gönderilmez ise üzülerek söylüyorum, görevlendirme yapmayacağım. Bu güne kadar direnme sebebimiz, bir yandan avukata ödemelerin yapılmamasında hiçbir suçu olmayan vatandaşlarımızı mağdur etmemek diğer yandan iktidarın, CMK müdafi atamalarını sözleşmeli bürolara ihale etmeyi planlamasıdır. Bizleri yıldırarak ve avukatların hizmet vermekten kaçındığı izlenimi doğurarak bu hizmeti de özelleştirmek istemektedirler. Buna izin vermeyeceğimiz gibi, hakkımızı da kimseye yedirmeyeceğiz. Savunma mesleği mensupları hakkını Adliyelerde aramak istemektedir. Savunmayı sokağa inmek zorunda bırakanlar bunun sonuçlarına katlanacaktır.
 
Avukatlara yapılan saldırılar…

            Son zamanlarda avukatlara yapılan saldırılar büyük artış göstermiştir. Avukatın 21. yüzyılda halen davada hasım olarak algılanması ve şiddet görmesi yalnızca cehalet ile açıklanamaz. Tüm insanlık tarafından kutsal kabul edilen savunmayı, meslek olarak yürüten avukatlar; sistemin topyekun kendisine karşı yürüttüğü hukuksuzluklara boyun eğmeyecektir. Bursa ve tüm Türkiye bilmelidir ki, mesleğini ve hukuku canını verecek kadar seven avukatlar, hukuk içinde hakkını aramak isteyen herkes için sokaktan ya da idarenin kendisinden gelen tüm saldırılara göğüs germeye devam edecektir.
            Son birkaç avukata saldırı olayında; emniyet birimlerinin, savcılık makamının ve yargıçların gösterdiği hassasiyet artarak devam etmelidir. Avukatın sindirildiği bir yargı hukuk düzenini koruyamaz. Avukatsız hukuk, hukuk olmaz.
Bu nedenle çağdaş Türk insanı haklarına ve dolayısıyla avukatlara sahip çıkmalıdır.
 
            Teknik takip ve tele kulak olayları ile ilgili olarak Ulaştırma Bakanının “ eğer yanlış işiniz yoksa dinlenmekten korkmayın. İstediğiniz kadar konuşun “ sözleri biz hukukçuları dehşete düşürmüştür. Anayasaya ve AİHS’ne aykırı bu uygulama bizlere Nazi Almanyasını anımsatmaktadır. Sayın bakanın bu sözleri Hukuk devleti anlayışımızın Adalet bakanımızın ifade ettiğinin çok uzağında olduğunu göstermektedir. Bireylerin hak ve özgürlükleri konusunda herkes üzerine düşeni yapmalı, korku ortamına son verilmelidir. Küresel kriz ile birlikte çaresiz kalan iktidarların insan hak ve özgürlükleri üzerinden, baskı ve korku ile insanları sindirme ve yönetmelerine sessiz kalınmamalıdır.
            Hukuka ve bu ülkenin dürüst, namuslu insanlarına sahip çıkılmalıdır.
 
Kamuoyuna saygıyla sunarım.
 

Av. Zeki KAHRAMAN
Bursa Barosu Başkanı

 

 SIK KULLANILANLAR



Adres: Kıbrıs Şehitleri Caddesi Adalet Sarayı G-Blok / BURSA Tel 0.224.251 66 06 - 0.224.272 11 94 Faks 0.224 251 62 49