AVUKAT GİRİŞİ

12 Aralık 1949 TBMM'nin Avrupa Konseyi'ne katılma kararının 70. yılı

Avrupa çapında insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla 5 Mayıs 1949'da kurulan Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de bağlı olduğu bir kuruluştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, konseye katılmayı 12 Aralık 1949 tarihinde kararlaştırmıştır. Ülkemizin, Avrupa Konseyi'ne katılmasının 70. yıldönümünde, konseyin kuruluş amaçları açısından Türkiye'nin durumuna baktığımızda ortada sevindirici bir tablo yoktur.

Tarihi boyunca hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz vermeyen Bursa Barosu'nun her fırsatta dile getirdiği gibi, bu üstünlük ancak temel insan hak ve özgürlüklerinin teslimi, bağımsız yargı aracılığıyla adil yargılanma hakkının kullanılabilmesiyle sağlanabilir.

Oysa, 29 Mayıs 2019'da Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Parlamentosu, Konsey, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi ile Bölgeler Komitesi'ne sunulan “AB Genişleme Politikasına İlişkin 2019 Türkiye Raporu”nun “Demokrasi” başlıklı bölümünde “OHAL'in kaldırılması memnuniyet verici olmakla birlikte, Türkiye OHAL kapsamındaki birçok kısıtlayıcı unsuru mevzuatına eklemiştir. Yeni Cumhurbaşkanlığı sistemi ile daha önce mevcut olan birçok denge ve denetleme mekanizması ortadan kaldırılmış ve TBMM'nin rolü zayıflamıştır. Yeni sistem, kamu yönetiminin ve yargının daha fazla siyasileşmesine yol açmış ve Cumhurbaşkanı'na, birçok düzenleyici kamu kurumunun başkanını atama yetkisi vermiştir. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığına ilişkin kötüleşen durum, rapor döneminde de devam etmiştir” denilmektedir.

Aynı raporun, “Hukukun üstünlüğü, yargı ve temel haklar” başlıklı bölümde ise şöyle denilmektedir:

“Türkiye'nin bu alandaki AB müktesebatının ve Avrupa standartlarının uygulanmasına ilişkin hazırlıkları erken aşamadadır. Gerileme devam etmiştir ve önceki raporlarda yer alan tavsiyeler kabul edilmemiş ve uygulanmamıştır. Hâkim ve savcılar üzerindeki siyasi baskı ve çok sayıda hâkim ve savcının rızaları dışında yer değiştirmeleri devam etmiştir. Bu durum, yargının bağımsızlığı ile genel kalitesi ve etkinliği üzerinde önemli bir olumsuz etki oluşturmaya devam etmiştir. Çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kalan çok sayıda hâkim ve savcı, aklanmalarına rağmen mesleklerine iade edilmemiştir.”

70 yıl önceki Türk siyasi iradesi Avrupa Konseyi'nin kuruluş ilkelerini benimserken, bugüne kadar geçen sürede yaşanan askeri darbeler ve en nihayetinde demokrasi araç edinilerek gerçekleştirilen sistem değişikliği, ülkemizi 70 yıl önceki hedeflerden çok gerilere götürmüştür. Denetimden yoksun yönetim şekline demokrasi denemeyeceği gibi, böyle bir yönetimin temel hak ve özgürlükleri de kısıtladığı/kısıtlayacağı net olarak görülmektedir.

Av. Gürkan ALTUN
Bursa Barosu Başkanı