AVUKAT GİRİŞİ

Bursa'daki akademik odalardan, İstanbul Sözleşmesi haykırışı!

 

Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Dönem Sözcülüğü'nü geçtiğimiz ay Bursa Barosu'ndan devralan Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Erkan Yaslıoğlu, “Kadının toplum içindeki yerini geriye götürecek olan İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılma fikrinden bir an önce vazgeçilmesi ve ülkemizin gerçek gündemi olan Koronavirüs salgını ve buna bağlı ekonomik krize odaklanılması gerektiğini” söyledi.

BAOB Dönem Sözcülüğü tarafından, Akademik Odalar Birliği'nde basın açıklaması yapıldı. Bursa Barosu Genel Sekreteri Av. Aslı Evke Yetkin'in de katıldığı açıklamayı Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Prof. Dr. Erkan Yaslıoğlu okudu.

66 maddelik İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanmasından bugüne kadar geçen süreci özetleyen Yaslıoğlu, “Şubat ayı başında bazı küçük uç grupların baskısıyla ülke gündemine oturdu.

Herhalde, 2011 yılında imzalanan sözleşmenin bu kadar tehlikeli olduğunu anlayabilmek için aradan koskoca 9 yılın geçmesi gerekiyordu!” dedi.

“Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzmanlar Grubu” (GREVIO) tarafından 3 Temmuz 2017'de yayınlanan Türkiye'ye ilişkin rapordan da bazı başlıklar veren Yaslıoğlu, şöyle konuştu:

“Ülkemizde 2020 yılı şubat ayında 22, mart ayında 29, nisan ayında 20, mayıs ayında 21, haziran ayında 27, temmuz ayında 36 kadın yaşamdan koparıldı. İçinde yaşadığımız süreçte kadın ve çocuklara yönelik artan psikolojik, ekonomik, cinsel, fiziksel saldırılar bize söz konusu yasal düzenlemelerin ne kadar gerekli hatta hayati olduğunu ispatladığı gibi artan vakıalar işbu tehdidin ortadan kaldırılması için yapılması gereken daha pek çok düzenleme olduğunu da göstermektedir. Toplumda kadın ve erkek cinsine atfedilen anlamların insan hakları eşitliği bağlamında değerlendirilerek, kadın erkek eşitliğinin toplumun her kesimine yayılması ve böylece bir cinsin diğer cins üzerinde baskı kurma, hakimiyet tesis etme, kendinde diğer cins üzerinde hak iddia etme temelli kişisel saldırıların önüne geçilmesi için atılması gereken çok adımımız olduğu da açıktır.

Bugün tartışılması gereken konu sözleşmeden çekilmek değil hiçbir kadının sözde namus da dahil olmak üzere herhangi bir gerekçeyle şiddet görmesinin ve yaşamını yitirmesinin önlenmesine yönelik tedbirlerin artırılmasıdır. Zaten sözleşme, imzalayan taraflara şiddet eylemlerinin önlenmesi, soruşturulması, cezalandırılması ve bu eylemler nedeniyle tazminat verilmesi konusunda azami dikkat ve özenin sarf edilmesi için gerekli yasal ve diğer tedbirleri almak sorumluluğunu yüklemektedir.

Bu sözleşmeden vazgeçmek demek kadınların, çocukların artan şiddet sarmalı içerisinde seslerinin daha çok kesilmesidir. Yetkililerden ve ilgili kurum ve kuruluşlardan; İstanbul Sözleşmesi'nden imzanın çekilmesi söylemlerinden vazgeçmelerini, artan kadına yönelik şiddetin önlenmesi için etkin ve kararlı politikalar oluşturmalarını, kadın hakları mücadelesinde önemli işlevleri olan sivil toplum örgütleri, meslek odaları ile birlikte koordineli çalışmalarını beklediğimizi belirtiyor, kadınların kazanılmış yasal haklarını tehdit eden söylem, davranış ve değişikliklere imkan sağlamamalarını talep ediyoruz.”

BAOB'a bağlı akademik oda yönetimlerinin Cumhuriyetin temel değerlerine bağlılığını bir kez daha ifade eden Prof. Dr. Erkan Yaslıoğlu, “Kadının toplum içindeki yerini geriye götürecek olan İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılma fikrinden bir an önce vazgeçilmesi ve ülkemizin gerçek gündemi olan Koronavirüs salgını ve buna bağlı ekonomik krize odaklanılması gerektiğini belirtir, bireye cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, sağlık durumu, medeni hal vb. gibi özelliklere göre ayrımcı gözle değil insan olarak bakılmasını ve her konuda eşit davranılmasını doğru bulduğumuzu kamuoyunun takdirlerine sunarız” dedi.