AVUKAT GİRİŞİ

İznik'te rüzgar santralına mahkeme “dur” dedi


Bursa'nın İznik İlçesi'ne bağlı Kırıntı Köyü yakınlarında Bursa ve Kocaeli illeri sınırlarında yapımı planlanan Yuvacık Rüzgar Enerji Santralı'na verilen olumlu ÇED kararı İdare Mahkemesi'nce iptal edildi.

Bursa Barosu, yöre vatandaşı Ahmet Bülent Üçok ve DOĞADER tarafından açılan davada Bursa 3. İdare Mahkemesi'nce verilen iptal kararını, Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun, geniş katılımlı bir basın toplantısıyla duyurdu. Toplantıya, Bursa Barosu'nun ev sahipliğinde ilki yapılan baro disiplin kurulları toplantısında bulunan Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Av. Asude Şenol, İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel, Ankara Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Çağrı Eryılmaz, Balıkesir Barosu Başkanı Av. Erol Kayabay, Eskişehir Barosu Başkanı Av. Mustafa Elagöz, Isparta Barosu Başkanı Av. Ünsal Çankaya, Kayseri Barosu Başkanı Av. Cavit Dursun, Kırklareli Barosu Başkanı Av. Turgay Hınız, Kütahya Barosu Başkanı Av. Ahmet Atam, Siirt Barosu Başkanı Av. Nizam Dilek ve Yalova Barosu Başkanı Av. Fedayi Doğruyol ile Bursa Barosu Yönetim Kurulu üyeleri de katıldı.

“ÇED raporu öncesi olumsuzluklar araştırılmamış”

Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun, Bursa ve Kocaeli illeri sınırları içende kalan Yuvacık Rüzgar Enerji Santrali (120 MWm/120MWe) projesi hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının iptali için açılan davada mahkemenin,

bölgenin kuş göç yolları üzerinde bulunduğunu dikkete aldığını söyledi. Altun, “Kararda, türbinlerin kuşlar üzerine olumsuz etkileri, ÇED raporundaki omurgalı hayvanlar faunasının envanterinin eksik ve çelişkili olduğu, yarasa envanter çalışmasının yeterli olmadığı, bölgenin ekolojik anlamda 'Nemli Karstik Orman' sınırlarında yer aldığı, ancak, projenin etkileri irdelenirken alanın sinekolojik özelliklerinin göz ardı edildiği, bazı türbinlerin konumlarının Eriklitepe Tabiat Parkı ile çakıştığı, gerekçelerine yer verilmiştir. Mahkeme, sonuç olarak, ÇED olumlu kararının; projenin yapılacağı yerin ve etki alanının çevresel özelliklerini, çevresel etkilerini belirlemede yetersiz olduğu ve olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da azaltılması için alınacak önlemleri yansıtmadığı gerekçesiyle hukuka aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir” dedi.

ÇED istatistikleri çarpıcı

Gürkan Altun, bu kararın önceki benzer davalarda verilen mahkeme kararlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, projelere verilen ÇED olumlu kararlarının yer seçimine ilişkin yeterli araştırma, inceleme yapılmaksızın verildiğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Altun şöyle devam etti:

“ÇED süreci adeta 'adet yerini bulsun' şeklinde gerçekleştirilmektedir.  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarına dair hazırladığı verilere göre, yıllar içerisinde verilen 'ÇED Olumlu' kararı 5 bin 288 oldu. Bunlardan 4 bin 887'sine AKP döneminde imza atıldı. Bu sayı oran olarak ise yüzde 91.4 olarak ortaya çıkıyor. 'ÇED gereklidir' kararı bin 5 olurken, sadece 53 proje için 'ÇED olumsuz' kararı verilmiştir. Doğada, içindeki insan dahil tüm canlıları ve ekolojiyi etkileyen bu faaliyetlere bu kadar kolay 'ÇED gereksiz' veya 'ÇED olumlu' kararı verilmesi de bu iddiamızı desteklemektedir.

“Doğa için mücadeleye devam edeceğiz”

Bu dava özelinde ve benzer davalarda verilen mahkeme kararlarında, bilirkişi raporunda tespit edilen eksiklikler ve yetersizlikler dışında, doğrudan mahkemece çözüme kavuşturulması gereken hukuka ilişkin iddialara mahkeme kararlarının gerekçesinde hiç yer verilmemesi ise, ayrıca manidardır. ÇED Yönetmeliği ve Danıştay'ın yerleşik içtihatlarında açıklığa kavuşturulan entegre tesislerin tek bir ÇED sürecine dahil edilmesi ve bir bölgedeki benzer tesislerin tümünün kümülatif (toplam) etki değerlendirilmesine tabi tutulmasına dönük mevzuat hükümleri ve içtihatlar ısrarla göz ardı edilmektedir. Bu hususu da kamuoyunun takdirlerine sunuyoruz.

Bursa Barosu ve diğer davacılar, küresel iklim krizinin kendini açıkça gösterdiği, özellikle temiz su kaynaklarının hızla azaldığı, buna bağlı olarak gıda güvenliği sorununun gündemde olduğu günümüzde, insanın da bir parçası olarak yer aldığı ekosistemin bilimsel gerçekler ışığında korunması için, bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da hukuksal mücadeleye devam edecektir.”