AVUKAT GİRİŞİ

​“Özel hayata müdahale genelgesi”ne dava

Bursa Barosu, Covid-19 pandemisi nedeniyle 29 Nisan-19 Mayıs 2021 tarihleri arasında uygulanan karantina koşullarında alkollü içki ve marketlerde elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim, hırdavat, züccaciye ürünlerinin satışını İçişleri Bakanlığı genelgesi doğrultusunda yasaklayan Bursa İl Hıfzıssıhha Kurulu kararının iptali istemiyle dava açtı.

Bursa Barosu adına Sayman Av. Aslı Evke Yetkin tarafından İdare Mahkemesi'nde açılan davanın dilekçesinde, dava konusu kararların, hukuk devletine, yaşama hakkına, çalışma hürriyetine, özel hayatın gizliliğine saygı hakkına ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu, bu kararın öncelikle yürütülmesinin durdurulmasına, ardından da iptaline karar verilmesi gerektiği belirtildi.

Dava konusu işlemle, kişilerin “dışarıdaki hayat”a ilişkin tercihlerine açık ve hukuksuz bir müdahalenin söz konusu olduğu belirtilen dilekçede, özel hayatın ihlali kapsamında suç işlendiği ve açıkça hukuk devletinin yok sayıldığı ifade edildi.

KEYFİ UYGULAMA

Gerek Anayasa, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınan hakların idari bir kararla ihlal edilmesinin kabul edilemeyeceği kaydedilen dilekçede şöyle denildi:

“İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde de yer alan 'korkudan azade yaşama özgürlüğü' prensibi, insan hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesi ve yaşam biçimlerine müdahale edilmemesi noktasında esas alınması gereken bir prensiptir. Keyfi uygulamalar veya tasarruflarla kişilerin özel hayatlarına, kişisel tercihlerine ve yaşam biçimlerime müdahale edilememelidir.

Bir hakkın kullanımına kamu otoritesinin müdahalesi ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık veya ahlakın, başkalarının özgürlüklerinin korunması için demokratik bir toplumda zorunlu ölçüde ve yasayla öngörülmüş olma koşulu ile söz konusu olabilir.

AÇIKÇA HUKUKA AYKIRI

Dava konusu işlemde yukarıda yer verilen ve yasalarda öngörülen koşullar gerçekleşmemiş, aksine kişisel tercihlere ve özel hayata doğrudan ve kanunsuz bir şekilde kısıtlama getirilmiştir.

Oysa devletin temel fonksiyonu, doğuştan sahip olunan bu insan haklarını, özüne dokunmaksızın, sadece pozitif hukuk kaynaklarıyla koruyup geliştirmektir; kanunsuz olarak kısıtlamak, hukuksuz bir şekilde ortadan kaldırmak değildir!”

Dava dilekçesinde, hukuka açıkça aykırı işlemin süreli olması nedeniyle, ileride telafisi olanaksız/zor zararlar doğuracağı, mahkeme kararının etkili olabilmesi için davalı idarenin cevabı beklenmeksizin yürütmenin durdurulması, yargılamanın duruşmalı yapılıp sonunda iptal edilmesi istendi.